Ali Gültekin

7 Ocak 2016 Perşembe

MANİSA DEĞİŞİYOR

MANİSA DEĞİŞİYOR

26 Kasım 2015, 12:08
Ali GÜLTEKİN
Manisa yaşam şekil, sosyal alanlar, ticaret, yapılaşama, sosyal aktiviteler… olarak değişim yaşıyor.
YAŞAM ŞEKLİ DEĞİŞİYOR
Manisalılar artık yeme alışkanlıkları için geleneksel köfteci, kebapçı salonlarını ziyaret etmiyor. Yeni açılan kahvelerde sunulan değişik menü çeşitleri sunuyor. Makarnacılar, mantıcılar, salatacılar…dünya ülkeleri mutfakları hizmet veriyor. Dedelerinin, babalarının gittiği semt kahvelerine ve bilardo salonları gençlerin tek uğrak yerleri değil. Kadınlar ticaret ve sosyal yaşam içerisinde aktif olarak yerlerini aldılar.
Manisa eski Manisa evlerini koruyamamanın üzüntüsünü yaşarken yeni şehir planı mimarisi ile değişiyor.
GENÇLİK DEĞİŞİYOR
Manisa’da artık gençlerin tek uğrak yerleri dedelerinin, babalarının gittiği mahalle kahveleri, bilarda salonları değil. Gençler bir biri ardına açılan modern kahvelerin daimi müşterileri oldular. Manisa merkezi odaklı eğlence merkezleri dışında artık Uncubozköy, Güzelyurt gibi mahalleler yeni mekânlara kavuştu. Kütüphane, tiyatro, satranç evleri..gibi eksikliklere dikkat çekerek yeni nesil kahveler, spor salonları  gençliği farklı bir yaşam sürecine soktu.
KADINLAR DEĞİŞİYOR
Erkek eğemem toplumuma hizmet veren sosyal yaşam alanları kabuk değiştiriyor. İş yaşamı içinde işçi, yönetici, patron olarak yerini alan kadınlar sosyal yaşam içerisinde yer almaya başladılar.  Büyük kentlerde başlayan değişim küçük şehirlerde hayat bulmaya başladı. Manisa’da birkaç yıl öncesi kadınlara sosyal mekânlarda çok nadir rastlanıyordu. Bugün spor salonlarında, kahveler ve değişik eğlence mekânlarında erkekleri geride bırakacak ağırlıkta kadınları görebiliyorsunuz. Her kuşaktan kadın ve erkeğin sosyal – siyasal yaşam alanları içerisinde eşit koşullarda yer alması bir gelişmenin habercisidir.
ŞEHİR DEĞİŞİYOR
Eski mimarisini, kültürel ve tarihi değerlerini koruyamayan Manisa çirkin bir şehirleşme ile dünden bugüne taşındı. 30 yıl önce gelecek hesaplanmadan o günün şehir planlaması yapıldı. Bundan 20 yıl önce tarım alanları düşünülmeden sanayi ve konut planlanması yapıldı. Bundan 10 yıl öce sosyal alanlar, yeşil alanlar, araç parkları ve yollar düşünülmeden şehir planları yapıldı. Bugün de gelecekte araç sayısı, araç park yerleri, sosyal tesisler, yeşil alanlar, bisiklet yolları, hafif raylı sistemler, metro… düşünülmeden, gerekli özen gösterilmeden yapıla yükseliyor.
Manisa bahçe evlerinden önce apartman katlarına daha sonra apartman katlarında tekrar müstakil evlere dönüşüm sağladı.
Manisalı site yaşamı ile tanıştı. Apartman yönetimi, site yönetimi gibi meslekler ile tanıştı.
ULAŞIM DEĞİŞİYOR
Çok değil bundan on yıl önce Manisa boysan boya yürünerek, bisikletle gezile biliniyordu. İhtiyaçlar araçlar olamadan karşılana biliniyordu. Şehrin yerleşim alanları olarak büyümesi ile birlikte ulaşım şekli de değişti. Artık her aile bir iki özel araca zorunlu ihtiyaç duyuyor. Toplu taşıma güzergâhları yaygınlaştı. Toplum taşıma aracı olan küçük minibüslerin yerini daha çok yolcu taşıyan, engellilerin de rahatlıkla seyahat edebileceği donanımlı araçlar aldı.
MANİSA’DA BUNLAR DEĞİŞMELİ
·         Şehir planlaması 50 yıl sonrasına göre planlanmalı
·         Belediye her daire için sadece araç park yeri cezası almamalı tam aksine mutlaka her daire için iki araç park yeri koymalı.
·         Her semtte nüfusa göre sosyal tesisler (Park, spor alanları, gençlik ve kadın merkezleri, yaşlılar evi…) ve yeşil alanlar bırakılmalı
·         Araçların caddelerde bir iki sıra park etmeleri
·         Esnafların kaldırımları işgal etmeleri
·         Soka konumu, araç yoğunluğuna göre trafik akışının düzenlenmesi
·         Onarım, inşaat çalışmalarında çevreye verilen görüntü ve gürültü kirliliğine özen
·         Sokak ve yol aydınlatmaları
·         Park alanlarında yürüyüş yollarının moderninize edilmesi
·         Bisiklet yollarının yapılması bisiklet kullanılmasının ve Vali, Kaymakam, Belediye Başkanları, kurum başkanları, müdürlerince teşvik edilmesi.
·         Doğa yürüyüşleri, tiyatro, konser alanlarının yaratılması ve Vali, Kaymakam, Belediye Başkanları, kurum başkanları, müdürlerince teşvik edilmesi.
SONUÇ OLARAK!
Manisa hepimizin!
Hadi hayırlısı…

BİLGİ TOPLUMU VE YEREL MEDYA

Bigi toplumunun yaratılması için bilginin bilince dönüştürülmesi gerekir. Bilginin topluma medya aracılığı ile taşınmasının gerekliliğini, toplum bilincinin nasıl oluşacağının yöntemlerini bilimsel araştırmalar sonucu bilim insanları ortaya çıkarmışlar. Bu bilginin topluma taşınması ile bizler Alman bilim insanı Goethe’yi, Şair Berthold Brecht’i medya üzerinden tanıyarak eserlerini okuduk.
Yerel medya konumuzdan yola çıkarak AB (Avrupa Birliği) oluşumu Türkiye toplumu açısından bir bilgidir. AB Türkiye ilişkileri, AB’ye tam üyeliğin gerçekleşmesi süreci ile yaşanılacak değişim de şu an için bizler açısından bilgidir.  Bu bilgileri topluma taşıyarak bilince dönüştürecek etkili araçlar medyadır. En etkili olanı da tartışmasız yerel medyadır. Yerel medyanın etkisi konusunda bili edinmek çok zor bir konu değil. Günlük yaşamım akışı içerisinde yaşayarak görüyoruz. Yerel medya AB bilgisini, AB Türkiye ilişkilerini topluma taşınmasının, toplum  bilincinin ortaya çıkarılmasının en önemli aracıdır.  
Bilgi nedir?
Bilinç nedir?
Toplum nedir?
Toplumun öncelikleri?
Bilgi topluma nasıl taşınır?

Bilgi: Bilgi gelişmiş araştırma ve ortaya çıkan kazanımları açsından karar verme ile sonuçlanan uzmanların görüş ve beceri, deneyimlerinin ortaya çıkan birleşimidir.
Bilinç: Bilimin ortaya çıkardıkları teorik bilgiyi pratiğe dönüştürülmesidir. AB’nin varlığı bizim açımızdan bir bilgidir. AB’nin ortaya çıkardığı değerleri görmek, anlamak, ülkemizin AB’ye katılımının sağlanmasının ardından AB içinde yer alması bilinçtir.
Toplum: Toplum sadece kişiler topluluğu değildir.  Bu kişilerin birbirine karşı olan ilişkilerin toplamıdır. Belli ilişkiler sonucu ortaya çıkan ortak değerler toplumları ortaya çıkarırlar.
Toplumun öncelikleri: Her toplumun yaşam şekli, dünya görüşü, inanç, sosyal kültürel değerleri… ile ilgili öncelikleri olur. AB üyelik süreci tartışmaları genel olarak Türkiye toplumu, özel olarak Manisa için öncelik mi? Türkiye’nin AB üyeliği sonucu Manisa’nın kazanımlarının olacağının bilgisini yerel medya ile Manisa halkına bilgi olarak taşındığında toplumun gösterdiği ilgi ile AB üyeliğinin öncelik olup olmadığı ancak o zaman ortaya çıkacak.
Bilgi topluma nasıl taşınır?
 Bilgiyi topluma taşıyan en etkili iletişim araçları şüphesiz medyadır. Yazılı ve görsel medya ulusal, bölgesel ve yerel olarak toplumlara hizmet verirler. Topluma bilgi taşıyan medya toplum içinde sahiplenildiği kadar etki alanı yaratır. Toplumun medyayı sahiplenmesi için kendi ihtiyaçlarını dile getiren, kendi taleplerine çözüm yaratan, kendi sorunlarını tartışan, kendi sahasında yaşam süren, kendi doku uyumunu paylaştığı yerel medya olması gerekiyor. AB ilişkilerimizi, tam üyelik sürecimizi toplumun her kemsine etkili şekilde yaymak için yerel medyanın önemini sanırım toplumumuzun hemfikir olduğu gerçekliktir.
YEREL MEDYA
Kasaba, şehir, bölge, ülkelerde yaşanılanları topluma haber taşıyan medya yüzyıllardır insan yaşamında önemli bir yer etmiştir. Her biri farklı ihtiyaçlardan ortaya çıkan kitle iletişim araçları olan medya yerel, bölgesel ve ulusal yayınlar olarak insanlara ulaşırlar.
NEDEN YEREL MEDYA?
Yerel medya iletişim sektöründe en etkili iletişim araçlarıdır. Her sabah, aboneleri olan evlere, iş yerlerine, kurum, kuruluşlara dağıtılmak suretiyle okuyucusuyla buluşan gazeteler, sokağının, mahallesinin, köyünün haberini izlediği yerel televizyonlar bireyler ve toplumlar açısından önemlidirler.
YEREL MEDYANIN ETKİLERİ
Dini ve siyasal görüşleri olan ulusal gazeteler ve televizyonlar toplumun her kemsinden okuyucuya, izleyiciye ulaşamazlar. Bu gazeteler, televizyonlar haberlerini sadece kendi dini ve siyasi eğilimlerindeki okuyucu ve izleyicileri tarafından takip edilirler. Bu nedenle farklı kesimlerden okuyucular ve izleyiciler bu iletişim araçlarındaki bilgilere ulaşamazlar.  Yerel medya yerel sorunları ve haberleri gündemlerine taşıdıklarından haberlerine ve yorumları genel anlamda toplum içinde ilgi görür. Kendi sokağı, köyü, mahallesi, şehrinin haberini yapan yerel medyayı kendinin sosyal anlamda bir parçası olarak sahiplenir.  Toplum yerel medyanın yönetici, haberci, muhabirlerini tanıdıklarından, onlara kolayca ulaştıklarından, haber alanlarını bildiklerinden, haberi doğrulatma, asılsız haber varsa bunu açığa çıkarma olanaklarına sahipler. Bu nedenle haber ve yorumlarına güven duyarlar. Benzer sebeplerden dolayı yerel medya ile  toplum arasında güçlü doku uyumu, sıcak kan bağı oluşur.  
MANİSA’DAN MAİNZ’E
Almanya’nın Mainz şehri ile ilgili ulusal gazetelerin yoğun gündemi arasında spot haber olarak değinilen bir haber Manisa’nın Çamlıca köylüsünün dikkatini neden çeksin? Almanya’nın Mainz şehrinde yaşanılan don olayının üzümlere verdiği zararın yerel Manisa medyasında genişçe işlenmesi Manisa köylüsünün dikkatini çekecektir. Ulusal medya haberleri özü itibarı ile verirken, yerel medya kendi okuyucusunu ilgilendiren habere daha çok yer verir. Ulusal medya haberlerinin çoğu yerel düzeyde ilgi görmez.
NEDEN YEREL MEDYA?
Ulusal medya AB mevzuatını genel hatları ile Türkiye’ye taşır. Bu haberler Manisa çiftçisi, köylüsü, işçisi, esnaf ve sanayicisi için bazen haber değeri bile taşımaya bilir. Manisa’nın yerel medyası AB’nin Manisa için önemine dikkat çeker. Türkiye’nin AB’ye tam üye olduğunda Manisa’nın sanayi, tarım, turizm, hayvancılık ile ilgili kazanımları konusundaki bilgiyi haber yapan yerel medya haberleri Manisalıyı daha çok ilgilendireceği konusunda sanırım bana katılırsınız. Bu haberler insanların bire bir ekonomik, sosyal- siyasal ihtiyaç ve ilgi alanları içeriğini gündemlerine taşıdığından genel anlamda kabul görür. İhtiyaçlar üzerinden takip edilen AB haberleri yanı sıra farklı konulara yönelerek farklı ulusları tanımamıza vesile olur. Ulusları tanıdıkça uluslar ile aramızda oluşan iletişim ön yargılarımızı ortadan kaldırarak farklılıklarımıza hoşgörü ile yaklaşarak bizleri iletişim kuracağımız bir sürece taşır. Bu hoş görü uyum ve diyalogu geliştirir. Manisalı Köylü Mainz köylüsünün yaşamını öğrendiğinde şüphesiz aralarında duygusal bir bağ oluşacak. Mainz köylüsü ile Manisa köylüsü bilgi deneyimlerini harmanladıklarında ortaya çıkan değerler her kesime yeni bilgi kazanımı sağlayacaktır. Manisa Celal Bayar Üniversite öğrencisi Köln Üniversitesi ile ilgili bir haberi yerel medyada gördüğünde daha çok dikkatini çekerek bu üniversite ile arasında sosyal bir bağ kuracak.
YEREL MEDYANIN ÖNEMİ
Toplum ve insanlar doğaları gereği, öncelikle yaşadıkları çevrelerden geniş haber almak isterler. Sorunlarını gündeme taşıyarak çözüm ararlar. Ardından memleket meselelerinden kısmen haberdar olmak isterler. Yaşadığı şehirdeki olayları merak eden, gelişmeleri izlemek isteyen, duyarlılık gösteren, alt yapı, park, yol, su, imar… çalışmalarını, sosyal-siyasal gelişmeleri takip etmek isteyen bireyler yerel medyayı yaşamlarının bir parçası gibi sahiplenirler.
Kendilerine özgü sorunların, yoğun ülke gündemi haberleri içinde haber değeri taşımadığını gören toplum yerle medya içinde daha geniş yer verildiğini görerek haberlerine ve yorumlarına ilgi gösterirler.  
YEREL- GENEL KARMAŞASI
Zürafa gibi yükseklere boyun uzatarak ulusal haber yapınca “saygınlık”  kazanacağı yanılgısına düşen yerel gazetelerin çoğu gelişimini tamamlamadan yok oldular. Yerel gazeteler kendi doku uyumu içinde yayını temel aldığında hücrelerini yenileyerek kendi bölgelerinde gelişip güçlü bir beden olurlar. Politik ve ticari sermaye çevresine yama olmaya çalışan yerel medya toplum ile kan uyumsuzluğundan dolayı yaşam olanağı bulamazlar.
OKUMA ALIŞKANLIKLARIMIZ
Medya okuma alışkanlıkları destekler. Ülkemizde akademik dil kullanan ulusal medyanın aksine lise seviyesinde dil kullanan yerel medya toplum içinde daha çok benimsenir. Okuma alışkanlığı ülkenin ekonomik gücüne bağlı bir gelişme veya gerileme değildir. Okuma alışkanlığı bir devlet politikasıdır. Eğitimin parasız olduğu ülkelerde gazete okuma alışkanlığı yüzde 90 seviyelerini buluyor. Türkiye’de yayımlanan ulusal gazetelerin tümünün baskı sayısı Almanya’da çıkan sadece bir ulusal gazetenin baskı sayısını yakalayamıyor. Bu ülkenin yerel gazeteleri ile bizim ülkemizin yerel gazetelerini karşılaştırmak içimizi acıtacağından oranlamak bile istemiyorum.
SONUÇ OLARAK
Yerel medyanın önemini konusu yeni ulaşılan bir bilgi değil pratik yaşam içerisinde ortaya çıkan gerçektir. Yerel medya’nın güçlenmediği şehir ve bölgeler değerlerini ve sorunlarını ulusal düzeye taşıyamazlar. Yerel anlamda gelişim ve dönüşüm sağlayamazlar. Yerel medyası güçlenmiş kasaba, şehir ve bölgeler ancak gelişmiş toplumlar olarak yaşamlarını sürdürebilirler.

PAZAR YERİ “MÖHKEM” YA PARK YERİ!

Manisa üstü kapalı semt pazarları ile insanlara hizmet veriyor. Pazar yerinin temizliği, pazarcıların giyim kuşamı, müşteri iletişimi, tezgahlarının yerleşimi tüketici açısından düzenli mi? Pazar yerlerine getirilerek piyasaya sürülen ürünler ne kadar denetleniyor? Pazarcılar dışında Pazar yeri içende seyyar satış yapıla biliniyor mu? Pazar yeri çevresi kaldırımlara tezgah kuranların, satış yapanların yasal hakları var mı? Buralarını denetimini hangi kurum nasıl yapıyor? Buralarda satılan ürünler sağlıklı mı? Bu ürünler için denetim yapılıyor mu? Denetimsiz satılıyorsa, tüketicilerin sağlığının riske girme ihtimali var mı?  Sağlığı zarar gördüğünde tüketici kimin kapısını çalacak?  
YA ARAÇ PARK YERLERİ
Pazar yerlerini cephe çevre saran ilk halkayı pazarcı esnafların motorlu araçları oluşturuyor. Pazarcı esnaf araçlarını pazar yeri yolu üzerine park etme haklarına sahip mi? Pazarcı esnafların;  Bidon, leğen, kasa, palet koyma, ip çekerek araç park yerini boş tutarak ayırma hakları var mı?
Hakları varsa bu hakkı hangi kanuna dayanarak aldılar? Hakları yoksa  bunları nasıl yapabiliyorlar?
Pazara gelen tüketiciler araçlarını rast gele park ederek ikinci halkayı oluşturuyorlar. Pazar yerlerine araçlarla girip çıkma çilesini pazar yerlerine giren ve çıkan sürücülerin yüz ifadelerindeki öfkelerinden görmek mümkün. Pazar yerlerinde araç parkı kavgaları, sataşmaları oranlarına bakıldığında ortaya çıkacak sonuca sizlerde şok olacaksınız. Neden buralarda düzen sağlayamıyoruz? Neden buralarda yaşanılan sorunlara karşı yetkililer duyarsız kalıyorlar? Buralarda araç park yeri kavgasından çıkacak bir yaralanma, öldürülme olduğunda mı harekete geçilecek?
SORUN DENETİMSİZLİK Mİ?
Pazar yerlerinde personel, tezgah, satışların denetleyen var mı? Araç park yerlerini kim denetleyen var mı? Denetimler yasalar, mevzuatlar, genelgeler ile belirlenmiş kuralların yerine getirilmesi için yapılmaz mı?
PARK VE PAZAR İÇİN DENETİME GEREK VAR MI?
Bu konuda bir kanun, kararname, mevzuat… varsa denetlenmesine gerek var demektir? Denetlenmesine gerek varsa denetimsizlik niye?
ZAMAN KAYIBI, CAN-MAL GÜVENLİĞİ VE SAĞLIK
Pazar yerlerimiz günlük tükettiğimiz temel besin maddelerimizi aldığımız yerler olması sebebi ile ürün denetimleri sağlığımız açısından mutlaka yapılmalıdır. Pazar yerlerinden keyifle alış veriş yapmamız için mutlaka tezgah düzeninin, satıcı tüketici iletişiminin insani düzeyde olmalıdır. Pazar yerleri çevresindeki araç park yerleri çağa ve trafik kurallarına uygun bir düzen ve düzeyde yapılmalıdır.
DENETİM İÇİN PARA ÖDÜYORUZ
Pazar yerlerinin yapılması ücretini biz ödüyoruz. Pazar yeri yönetmenliğini hazırlayan Belediye başkanının aylık maaşlarını biz veriyoruz. Pazar yerini denetlemesi gereken zabıtaların aylık maaşlarını biz ödüyoruz. Araç yollarının yapılmasını, araç park yerlerinin düzenlenmesinin parasını biz ödüyoruz. Trafik yönetmenliğini hazırlayan teknik memurların aylık maaşlarını biz veriyoruz. Trafik deneticililerinin aylık maaşlarını biz veriyoruz
HİZMET ALIYOR MUYUZ?
Peki, bütün bu ödemelerimizin karşılığını alabiliyor muyuz? Hizmet alamıyorsak duyarlılık göstererek hakkımızı arayabiliyor muyuz? Hakkımızı aramak için başvurduğumuz kurumlar bizlerin şikayetlerini ciddiye alarak takip ediyorlar mı?
İnsanca yaşamak bütün bu sorunları çözerek sorunsuz yaşamak değil mi? Bütün bunları çözmek kurumların öncelikli görevleri değil mi? Bunları takip etmek bizlerin vatandaşlık görevi değil mi? Kavga, kargaşa, dalaşma, huzursuzluk içinde yaşamak yerine huzur içinde yaşamak bizlerin hakkı değil mi?
ÇOCUK İŞÇİLERDEN HABERİNİZ VAR MI?
Pazar yerlerinde sabahın alaca karanlığından akşam saatlerine kadar çalıştırılan çocuk işçilerden haberiniz var mı? Çocuk işçilerin çalıştırılması yasal mı? Yasal değilse çocuk işçileri gören görevliler, vatandaşlar neden umursamazlar? Umursuyorlarsa neden yasal işlem yapılması için sorumluluk duymazlar? Gözlerimizin önünde zor koşullarda çocuk sesi ile bağıran, küçücük bedeni ile kasalar yerleştiren, incecik parmakları ile bize alışveriş torbalarımızı veren, para alan çocuklara kıymayın efendiler…
Onlar çocuk! Onlar çocuk! Onlar çocuk!
Hadi hayırlısı

MANİSA 5 TEPEYİ SELAMLADI

AK Parti 5 ay içinde oyunu 5 milyona yakın artırdı. Manisa AK Parti teşkilatı Haziran seçimlerinden 5 ay sonra 5 milletvekilini Ankara’ya göndererek 5 tepeyi selamladı.
AK PARTİ FABRİKA AYARLARINA DÖNDÜ.
AK Parti Haziran seçimlerinde aldığı yenilgi sonrası 1 Kasım seçimlerine kendi özeleştirisini yaparak girdi. Ana gövdenin tabandan uzaklaştığına dikkat çekti. AK Parti 5. Olağan kongresinden; “2001 ruhuyla, ilk günkü aşkla yeni hedefe” soluğanı ile 1 Kasım seçimlerine kilitlendi. AK Parti’nin toplumu iyi okuyarak geliştirdiği seçim stratejisi % 49’un üzerinde oy oranı ile 2001 vizyonuna geri döndü.
SEÇMENİ ANLAMAK
Elinde viskisi, ağzında puro, pipo Aydın, Yazar, Sanatçı… soruyor: Beş ayda bu kadar oyu nasıl aldılar? Nasıl mı aldılar? Sen viski bardağın elinde, pipon ağzında, entel endamın la yoksulları uzaktan aydınlattığını sandığın için.
AĞLAMA DUVARINA KAFA VURMA
“AK Parti hile yaptı, AK Parti gerilimden kazandı, AK Parti korkudan kazandı, AK Parti çatışmadan kazanı, AK Parti iktidar gücünden kazandı, AK Parti Cumhurbaşkanı ile kazandı…”
Kim iktidar olur da iktidarının gücünü kullanmaz? Kim kendi Partisinden Cumhurbaşkanı seçer destek beklemez? İddia ettiğin bütün bu söylemleri açığa çıkarmak muhalefet olarak senin görevin değil mi? Bütün bunların yapılmasına engel olman gerekmez miydi? Nasıl bir muhalefet yaptın ki % 49 ile 4. AK Parti hükümeti iktidar oldu?
CHP’NİN CEDDİ!
-Köy enstitülerini CHP neden kapattı?
-Cumhuriyetin sanayi, hayvancılık, tarım yatırımları Atatürk sonrası neden geriledi?  
-Atatürk sonrası ulaşım seferberliğine CHP hangi katkıyı sundu?
-Yıllarca söylenilen 10 yıl marşına CHP 1 kıta neden ekleyemedi?
-CHP iktidarları Alevilere hangi haklarını verdi?
-CHP iktidarları Kürtlere hangi haklarını verdi?
-CHP’nin Atatürk sonrası Cumhuriyet’e ne katkısı oldu?
… Kendi öz eleştirisini yapmadan, toplumun ihtiyaçlarını iyi okumadan, dünya politikalarını izlemeden, çağın gelişmelerini takip etmeden, Atatürk devrimlerinin gerisinde kalarak Cumhuriyetin teminatı olunur mu? “Genel başkanımız çok çalışkan.” Peki, tüm aksamları uyumlu çalışmadan sadece motor gücü ile araçlar hareket eder mi?
MHP’NİN MESELESİ
Gördük ki: Siyasal strateji belirlemeden uzak, sosyal yaşamdan kopuk, dünya politikalarına yabancı, milli değerler üzerinden yürütülen politikalar ile “ sen bilirsin Türkiye” denildiğinde Türkiye sürpriz yaparmış.
HDP KAZANIMLARINI KORUYAMADI?
HDP, Haziran seçimleri kazanımlarını koruyamadı. Eş Genel başkanlar oy kaybını seçim döneminin olağanüstü koşulları olarak açıkladılar. Öz yönetimi tabana anlatılamadı. İşçilerim, emekçilerin, köylülerin… temsilcileri yerine Alevilerin, Ermenilerin, Süryani… temsilcileri aday gösterdi. Seçim hükümetinde yer alma konusunda Levent Tüzel’in aldığı tutumu eleştirip sonra aynı çizgiye gelerek Türk solu ile renk solgunluğu yaşadı.
KENDİ GÜCÜNE GÜVENMEYEN KENDİ GELECEĞİNİ DE BELİRLEYEMEZ.
AK Partinin sosyal-siyasal, ekonomik alanda yürüttüğü politikalara, dokunduğu halk kesimlerine karşı politikalar üretmeyen muhalefet “AK Partinin iktidardan uzaklaşması için adeta dilek ağacına bez bağlayarak, mucize bekliyorlar.”
KİMLERDEN MEDET UMDULAR?·         ABD’den medet umdular.
·         AB ülkelerinden medet umdular.
·         Askerden medet umdular.
·         Fuat Avni’den medet umdular.
·         “Cemaat, AK Parti çatışmasından” medet umdular.
·         AK Parti, Abdullah Gül ayrışması beklentisinden medet umdular.
·         AK Partiye karşı muhafazakar sağ parti kurulmasından medet umdular…
AK Parti nerede? Bugün % 49 oy oranı ile iktidar.
SONUÇ OLARAK!
Tüm partiler; Ulus, milliyet, inanç üzerinden siyaset yapmayı bırakmalı. Parlamento STK temsilcileri ile halkın yeni anayasasını yapmalı. AK Parti, sırtını sıvazladığı muhafazakar, CHP yedeklediği Alevi, Atatürkçü, MHP, milliyetçi, HDP Kürt ağırlıklı “oba yaşamı”  yerine toplumun her kemsi ile kucaklaşmalı. Seçmenler,”dönek” algısından kurtularak, “inanç kurumuna dönüştürdükleri” partiler yerine sosyal, siyasal talepleri için partilere yöneldiklerinde Türkiye ancak “yeni Türkiye” olur.
Hadi hayırlısı... 

22 Ekim 2015 Perşembe

1 KASIM, ”1/4 HASIM

22 Ekim 2015

Ali GÜLTEKİN
Seçmen, 7 Haziran 2015 genel seçimlerinden dört ay sonra düşük yapmış anne psikolojisi ile 1 Kasım genel seçimlerine hazırlanılıyor. Bebeğini kucağına alamamış anne çaresizliği ile verdiği oyların mürüvvetini göremeyen seçmen derin bir uğultu, sesiz bir bekleyiş içinde 1 Kasım seçimlerine hazırlanıyor.

BARIŞ VE DEMOKRASİ ISRARI
Seçmen; Umutsuz, endişeli, gerilimden rahatsız, çatışmalı ortam istemiyor. İradesi dışında alınan 1 Kasım ani genel seçimlerinden sonra bütünleşmiş bir halk, barış ve demokrasi ile yönetilecek sosyal bir devlet güvencesi istiyor.
MANİSA SEÇMENİ NE İSTİYOR?
Türkiye genelinde ekonomik durgunluk, çatışma ortamı, parti liderleri arasındaki gelirim, toplum içinde gelişen kutuplaşma, komşu ülkelerimizde sürdürülen savaşlar, ülkemize gelen mülteci akınını… sesiz bekleyiş, Manisa seçmenine, partililere, parti yöneticilerine yansımış durumda.
Manisa, sanayi şehri olması sebebi ile ekonomik durgunluk yaşanılıyor. Tarım’da en önemli gelir kaynağı olan üzümün 4 Haziran günü dolu afeti ile zarar görmesinden dolayı üretici yeterli rekolteyi yakalayamadığından zor durumda. Soma maden faciasının yaraları hala sarılmadı. Düşük gelir, yüksek kira fiyatları el yakıyor. Şehir içinde araç park sorunu, imar sorunu, çevrede taş ocaklarının yarattığı doğa ve çevre “faciaları”, tarihi ve turistik zenginliklerin değerlendirilememesi, sanayiye günlük 50 bin kişinin otobüs ve minibüslerle getirilip götürülme kargaşasından kurtaracak hafif raylı sistemin hayata geçirilmesi,  Manisa şehir hastanesi belirsizliği… çözümünü istiyor.
CHP’NİN GAYRETİ
CHP, (Cumhuriyet Halk Partisi) Özgür Özel’in mücadeleci, aktif, çalışkan, sıcakkanlı, sempatik yaşam şekli seçim sürecinde Manisa seçmenine yansıyor. Özel’in enerjisi ile,Tur Yıldız Biçer’in yoğun çalışması, genç ve dinamik Mustafa Başgülşen’in  enerjileri bütünleşmesi, CHP’nin seçim beyannamesinin halka yansıması ile yüksek morali seçim kampanyası yürütüyorlar.
AK PARTİ’NİN GÖZÜ MİLLİYETÇİ OYLARDA
AK Parti 7 Haziran öncesi barış sürecine rağmen HDP, (Halkların Demokratik Partisi)  ile yaşadığı gelirimin ardından, 7 Haziran sonrası barış sürecinin bozularak çatışma ortamına dönüşmesi ile birlikte HDP ile köprüleri yıktı gözüküyor. AK Parti Manisa’da muhafazakâr Kürt seçmenlerin oylarını korumak için yoğun çaba gösterse de olası gidecek oyları milliyetçi çevrelerden kazanmak istiyor.
AK Parti milliyetçi kimliği ile tanınan deneyimli politikacı Selçuk Özdağ’ı Genel Başkan Yardımcısı ve Manisa’da liste başı yaptı. AK Parti Selçuk Özdağ ile milliyetçi oyları hedeflerken Murat Baybatur ile Milli Görüş seçmeni oylarını koruyarak çalışma sürdürüyor.
MHP, “KIRAT OLMADI, KURT DEDİ.”
MHP, (Milliyetçi Hareket Partisi) 7 Haziran öncesi seçimlerde Av. Zeynel Balkız ile DYP, (Doğru Yol Partisi) oylarını almak istedi. Zeynel Balkız'ın canla başla çalışmasına rağmen DYP oyları yansımamış olmasından dolayı mı Balkız tekrar aday göstermedi? Bunun cevabını bilemem. Zira, MHP, 7 Haziran seçimlerinde Manisa’da hedeflediği oya ulaşamadı. Engin Kabadağ’ın parti teşkilatının her kademesinde çalışmış olması, seçmenleri tanıması, dürüst kimliğinin öne çıkması rüzgârını arkasına alan MHP,  “Kırat” yerine milliyetçi adaylar ile hedefledikleri oylara ulaşmak için seçim kampanyası yürütüyor.
HDP HALK BİLEŞENLERİ İLE
HDP, (Halkların Demokratik Partisi) Manisa genelinde yüz binin üzerinde Kürt seçmen oyu olduğu söyleniliyor. HDP, 7 Haziran seçimlerinde 1. Sıra Türk kökenli aday ile istediği oranda Kürt seçmen oylarına ulaşamadı. Kürt seçmeninden daha çok oy almak için, 1 Kasım seçimlerinde 1. Sıra Kürt kökenli aday ile seçim çalışmaları yürütüyor. STK, (Sivil Toplum Kuruluşları) demokrat, sol, sosyalist, komünist oyları birleştirecek eski KESK, (Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu) Genel Sekreteri Mustafa Avcı’yı aday göstererek halkların değişik kesimlerinin oylarını sandıkta birleştirmeyi amaçlamakta.  
Hadi hayırlısı…

17 Ekim 2015 Cumartesi

TÜRKİYE BİZ, BİZ TÜRKİYE’YİZ


15 Ekim 2015
Ali GÜLTEKİN
 -Yahudi’yiz
Müslüman’ız
Budist’iz
Hıristiyan’ız
Ateist’iz
-Sünni’yiz
Alevi’yiz
Şafi’yiz
-Ermeni’yiz
Kürt’üz
Türk’üz
Rum’uz, Laz’ız, Çerkez’iz, Arnavut’uz…
İnsanız, birlikte Türkiye’yiz
BARIŞ VE DEMOKRASİ İSTEDİLER
Öğretmendiler
Öğrenciydiler
Doktor, Mühendistiler
Memurdular
İşçiydiler
Emekliydiler
İşsizdiler
Madenci, Çocuktular… Türkiyeliydiler…
TÜRKİYE’DEN BARIŞ İÇİN GELDİLER
Malatya’dan
Rize’den
Batman’dan
Konya’dan
Manisa’dan
Mersin’den
Çanakkale’den
Edirne’den BARIŞ ve DEMOKRASİ için geldiler…
TÜRKİYE’YE BARIŞ GÜVERCİNLERİ OLARAK DAĞILDILAR
Emekli işçi NİZAYİ BÜYÜKSÜTÇÜ Bolu’ya
Öğretmen ERCAN ADSIZ Çanakkale’ye
Öğrenci ELİF KANLIOĞLU Didim’e
İşçi EMİN AYDEMİR Manisa’ya
Genç MEHMET ALİ KILIÇ Malatya’da
Altmış yaşındaki yaşlı MAKBULE VURAL Erzincan’a, dokuz yaşında çocuk DENİZ ATILĞAN Batman’a… BARIŞ ve DEMOKRASİ elçileri olarak dedelerinin Çanakkale’de savaşarak kazandıkları Anadolu toprakları ile buluştular.
BARIŞIN ve DEMOKRASİNİN KİME ZARARI VAR?
-Kendi insani değerlerine sahip çıkmayanlar: BARIŞ ve DEMOKRASİ için sokağa çıkanlara “komünist, terörist, PKK’lı, Marksist…” diyenler, BARIŞ ve DEMOKRASİ insanlığın, dolaysıyla sizin de yaşam hakkınız değil mi?
-Ülkemizin yetkili kurumları: Yönetmek yasaklamak mı? Güven içinde yaşamak bizim hakkımız değil mi*?
- Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Bakanlarımız, Parti Genel başkanlarımız siyaset etiği yaşanılan toplumsal ve bireysel olaylar için siyasi sorumluluk almamak mı?
-İçişleri Bakanım: “Güvenlik açığı yok” bu kadar can verdik. Güvenlik açığı olsaydı halimiz nice olurdu?
- Devlet Denetleme Kurumu’na sevk edilen Muhsin Yazıcıoğlu ve Hrant Dink dosyalarının akıbeti ne oldu ki? Ankara garında parçalanan cesetlerin sonucu ne olur?
İNSAN HAYATI BU KADAR UCUZ DEĞİL
Göçmen bir geleneğe sahip olan biz Türkler yaşam koşullarımızdan dolayı insanları din, renk, ulus, milliyet, dil olarak ayrıştırmadan birlikte BARIŞ içinde yaşadık. BARIŞ’I, DEMOKRASİ’Yİ özümseyerek, farklılıklarımıza hoş görü ile yaklaşarak yaşam sürdük.  Bizi ayrıştırıp yalnızlaştırmak, Türkiye’yi kan gölüne çevirmek isteyen, kandan beslenen katiller sürüsü Türk değil, tükürüğümüz olmazlar.
Biz, Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü.
Barış güvercinlerimizi Türkiye’nin dört bir yanına uğurladık
Yüreklerimiz yaralılarımız için çarpıyor.
Barış istiyoruz.
Demokrasi istiyoruz, Birlikte yaşam istiyoruz.
Hadi hayırlısı…

MANİSA NEDEN MARKALAŞAMIYOR?

08 Ekim 2015

Manisa ancak kendi dinamikleri üzerinden marka şehir olma çalışmalarını sürdürebilir. Bunun için şehrimizin zenginliklerini ortaya çıkarmamız gerekir. Bu konuda  Vali Erdoğan Bektaş başkanlığında, teknolojiyi, bilimi, teşvikleri, fonları takip eden bir çalışma yürütülüyor.
MANİSA’NIN ZENGİNLİKLERİ NELERDİR?
-Tarım
-Sanayi
-Hayvancılık
MANİSA TARIM ŞEHRİ Mİ?
Miras paylaşımı ile tarım alanları küçüldü. İl topraklarının % 91,7’si tarıma elverişli iken bu potansiyeli tam olarak kullanamamaktayız. Manisa pamuğu ile helalleşti, tütün duman olup Spil'den aştı. Manisa üzümünün mirasını  İzmir yiyor. Gediz’i küstürmüşüz. Şeftali ile gönül eğleyip, kiraz ile şenlik yapıyoruz.
Bugün gübre, ilaç, mazot fiyatlarının yüksekliği, bilinçsiz ekim ve bakım ile Manisa potansiyelinin altında ürün elde etmekte.
Vali Bektaş’ın Gediz’in temizlenmesi, organik  tarım alanlarına yönelik projeleri ile Manisa’nın tarım gücünü ortaya çıkarma çabaları ve çalışmalarını sürüyor.
MANİSA SANAYİ ŞEHRİ Mİ?
Manisa güçlü bir sanayi şehri olmasına rağmen sanayi’den tam verim alamıyor. Manisa’da bulunan büyük şirketlerin merkezleri İstanbul, İzmir gibi şehirlerde bulunuyor. Mavi ve beyaz yaka olarak ayrıştırılan yönetici düzeyindeki beyaz yakalılar İzmir, İstanbul gibi şehirlerde yaşamakta. Sanayi tarım alanlarını içine doğru büyümekte. Şirketler kazanımları ile Manisa’ya ikinci bir yatırım yapma yerine kazanımlarını başka şehir ve ülkelere taşımaktalar. Manisa sadece üretim ve işçi şehri olarak varlığını sürdürmekte.
MANİSA HAYVANCILIĞIN NERESİNDE?
Manisa son yıllarda hayvancılık köylerde bile yapılmıyor. Çok az düzeyde besi hayvancılığı dışında, keçi ağırlıklı sürüler ile geçim sağlayan köylerin birçoğunda hayvancılık terk edildi. Manisa Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü hayvancılığın tekrar geliştirilmesi için köylerde faliyetler sürdürüyor.
MANİSA ÜNİVERSİTE ŞEHRİ Mİ?
Manisa’nın üniversitesi var ama öğrencilerimizi Manisa’da tutamıyoruz. Manisa’da Üniversite var ama Öğretim üyelerimizin çoğunluğunu Manisa’da tutamıyoruz. Bunun nedenini Tüm Manisa biliyor. Şehrimiz hala konaklama, sosyal yaşam alanları, sanatsal-kültürel faaliyetler konusunda yeterli gelişmeyi sağlayamadı.
MANİSA TURURİZİM ŞEHRİ OLABİLİR Mİ?
Manisa Şehzadeler şehri olması, tarihi mirası, kültürel değerleri, coğrafi yapısı ve doğal güzellikleri ile turizm şehri olabilir. Sağlık turizmi, Doğa turizmi, inanç turizmi, tarım turizmi, festivaller, fuarlarr ve kongre şehri olabilir.
NE YAPMALI?
Önce başaracağımıza inanmalıyız. Sonra ısrarla inancımızı toplumun tüm kesimlerine yayarak bilgilendirmeliyiz. Her kesimden Manisa’lının sahiplenmesini sağlamalıyız. Bilimsel projeler ışığında uzman  ekip çalışması yürülerek başarırız.
Hadi hayırlısı...

21 Eylül 2015 Pazartesi

GEDİZ’İ KİM KURTULACAK


17 Eylül 2015, 13:29
Ali GÜLTEKİN
Gediz’in yıllar önce gelin kız gibi salınarak cilveli akışı yerine bugün bizlere küskün bakışını defalarca Manisa Denge Gazetesi sayfalarında okuduk. ETV ekranlarında sorunları ve çözümleri konusunda programlar izledik. Son olarak Denge gazetesi 16 Eylül 2015 manşeti ”BALIKLAR ÖLÜYOR, BAKANLIK BAKIYOR” olarak çıktı. Gediz Nehri kirliliğini Bakanlık gündemine taşıyan Denge gazetesi aynı zamanda çözüm adresini de belirlemiş oldu. Bugüne kadar Gediz Nehri kirliliği Uşak, Kemalpaşa, Manisa arasında polemik konusu oluyor, suçu biri diğerinin üzerine attığı için çözümü orta yerde kalıyordu.
ÇEVRE VE İNSAN
İnsanoğlunun, 19. Yüzyılda Batı’da başlattığı sanayileşme ile birlikte doğal kaynakların tükenmesi ve çevre kirliliğinin başlamasına sebep oldu. Çevre sorunu sadece evimizin önünü değil, tüm dünya, hatta evren olarak ele alınmalı. Çevre sorunu aynı zamanda kültür, eğitim, bilim, ahlak… sorunudur.
GEDİZ NEREDE KİRLENİYOR?
Gediz Nehri kirliğini yerinde incelemek amacı ile harekete geçen Gediz Havzası Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma, Çevre ve Kalkınma Vakfı (GEMA) Başkanı Şener Kilimcigöldelioğlu ile Yönetim Kurulu üyelerinden oluşturulan araştırma ve geliştirme grubu, Gediz Nehri`nin doğduğu Murat Dağı`nda incelemelerde bulundu. Gediz Nehrini besleyen büyük ve küçük derelerden analiz ettirmek üzere bir kaba su alan Gema Vakfı Araştırma –Geliştirme Grubu, Gediz`in doğduğu yerde temiz su aktığını ve  içilebilecek nitelikte olduğunu söyledi.(26.09.2014)
BÜYÜRKEN YOK OLMA!
Doğa ile dengeleri kurarak koordineli çalışma yapamadığımızdan bir tarafı yaparken bir tarafı yıkıyoruz. Bir taraftan sanayinin, Manisa'nın büyümesinin rehavetine kapılırken bir taraftan tarım alanlarımızı bitiriyoruz. Akarsularımız kirlenerek yaşam alanlarımız yok oluyor. Çal Dağlarında Nikel madeni ararken, Ovamızda salınarak akan Altın değerindeki Gediz Nehri'nin yok oluşunu seyrediyoruz.
Duwamish Kızılderililerinin Reisi Seattle’nin 1853-1857 yılları arasında ABD Başkanı olan Franklin Pierce’e yazdığı mektubu okumanızı önemle rica ediyorum.  Mektubu okuduğumuzda doğaya karşı sorumsuzluğumuzu ve vicdansızlığımızı eminim tekrar sorgulayacağız.  
GEDİZ’DE YAŞAM YOK OLUYOR!
Olta Balıkçıları Federasyonu (OBAF) Başkanı İsmail Atalay 23 Ekim 2013 yılında verdiği demeçte şu konulara dikkat çekmişti. " Nehir simsiyah akıyor. Boyahanelerin atıkları nedeniyle zaman zaman kırmızı, zaman zaman yeşil akıyor. …Uşak'tan çıkan bu zehirli atıklar Manisa, İzmir'de on binlerce hektar tarım arazisini zehirliyor. Bu tarım arazilerinde yetişen ürünleri bizler yiyoruz. Gediz'i öldürmekle kalmıyoruz, balıklarımızı, toprağımızı, geleceğimizi öldürüyoruz."
LAF ÇOK ÇÖZÜM YOK!
Dönemin Orman ve Su İşleri müdürü Veysel Eroğlu, 2012 yılında Gediz’de balık tutulacağının sözünü vermişti. 2015’de Gediz Nehrinde canlı bulamıyoruz. Avrupa Birliği direktifleri doğrultusunda, her nehir için bir ‘nehir havzası yönetim planı’ oluşturmak şart. Bu şarta uyarak 2008 de Gediz Havzası Koruma Eylem Planı yürürlüğe girdi. Altına imza atarak rafa kaldırdığımız bir çalışma olarak tozlanmasını mı bekliyor?
GEDİZ MANİSA’NIN SORUNU MU?
Manisa Valisi Erdoğan Bektaş 16-04-2015 tarihinde Manisa Organize Sanayi Bölgesi Konferans Salonunda yapılan "Gediz Havzası Yönetim Heyeti" toplantısında ise şu açıklamalarda bulunmuştu:
… Tahminen Manisa hudutları bünyesinde bulunan 400 dolaylarında kirlilik odağı var. Biz Manisalılar kabahati başkalarına atmayı seviyoruz. 'Gediz’i biz kirletmiyoruz... Uşak kirletiyor... Kemalpaşa kirletiyor...' İşin içine girdiğimizde gördük ki bu iş öyle değil, asıl yüzde 70- 75 bizde, Uşak’tan fazla aşırı kirlilik gelmiyor.
MANİSALI NE YAPIYOR? MANİSA NE YAPIYOR?
Manisa’yı marka kent yapmak istiyoruz.
Manisa’yı turizm kenti yapmak istiyoruz.
Manisa’yı organik tarım merkezi yapmak istiyoruz
Manisa’yı sağlık turizminin merkezi yapmak istiyoruz
Manisa’yı inanç turizmine açmak istiyoruz.
Manisa’ya şehzadeler kenti ilan ediyoruz…
SONUÇ OLARAK!
Gediz Nehri'nin temiz suya kavuşması Gediz’in içinden geçtiği şehirlerin çözeceği sorun olmaktan çıkmış durumda. Çevre ve Şehircilik Bakanlığın çözmesi gereken acil bir sorun haline gelmiştir. Burada Manisalılara, kurum ve kuruluşlarına düşen görev bu konuyu gündemde tutarak sıkı takipçisi olmalıdır.
Çocuklarımız büyük sanayi, büyük evler, büyük arabalar, büyük paralar bırakabiliriz. Çocuklarımız, küçük balıklar, kaplumbağalar, kuşlar, bitkiler, ağaçlar, içecek temiz su bırakamayabiliriz…
Hadi hayırlısı…

15 Eylül 2015 Salı

MUNZUR’DAN SPİL’E


14 Eylül 2015, 15:55
Ali GÜLTEKİN
Iğdır, Dağlıca, Cizre’ye düşen ateşlerin acısına Manisa Spil dağı eteklerinde Niobe gözyaşı döktü. Doğu, Güneydoğu’dan gelen Kürtçe ağıtlara Tarsus’da Arapça, Salihli, Turgutlu’da Türkçe ağıt seslerini kattılar.
Bu çatışma ortamının durdurulması için devlet, hükümet, güvenlik güçleri çözüm yaratmalı. Sivil Toplum Kuruluşları demokrasinin gereği, barışçıl gösteri haklarını elbette kullanmalıdırlar.
AGUSTOS SICAĞINDAN, EYLÜL KARANLIĞINA
Ağustos sıcağında vatan topraklarımıza düşen ateş bize bir kara Eylül daha yaşatıyor. Ülkemizin, devlet, güvenlik güçleri ve hükümeti hiçe sayarak, “teröre tepki” adı altında süreci ırkçı-şoven bir Kürt-Türk çatışmasına evriltmek çabası içinde olanların oyunu mutlaka sağduyu ile boşa çıkarılmalı.
YOKSUL HALKLARI SOKAĞA KİM ÇAĞIRIYOR?
Devlet, hükümet, güvenlik güçleri görevlerini sürdürüyor. “Terör sokakta bitirme” çağrısı yapanlara soralım? Peki, makam, mevki, kariyer sahipleri, sermaye temsilcileri, bunların asilzade prens ve prensesleri neden sokaklarda değiller? “Vatanı savunmak”,   "kasti yaralama" ve "hırsızlık" suçlarından sabıkasının bulunduğu ortaya çıkan, HDP Genel Merkezi protestosu sırasında binada yangın çıkaran Çorum nüfusuna kayıtlı D.H.C. ye mi kaldı? Vay halimize!
BU DA NİYE?        
 “Teröre protesto” iddiasıyla Selimiye kışlasına doğru yürüyüş düzenlemek de niye? “Askeri kapsama alanı içine girerek” 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat darbelerine “şartların olgunlaştığının” sinyalini mi gönderiliyor?
ÇATIŞMALARDAN KİM KAZANIYOR?
 Global şirketlerin ülkemizde sit alanı, orman, milli park dinlemeden maden arayışları niye?  Silah tacirleri, çelik sanayisi ile beslenen kan emici canavarlar değiller mi? Bunlar, Ortadoğu’da olduğu gibi yeni pazarlar alanlarını; Din, ulus, mezhep, milliyet ayrışmalarını körüklediği çatışma, savaş ortamları üzerinden açmıyorlar mı?
SİLAH TÜCCARLARI KAZANIYOR!
 ABD’nin en büyük silah tedarikçisi Lockheed Martin, bu yılın ikinci çeyreğinde beklentilerinin yüzde 4,5 üzerinde 11,6 milyar dolar satış geliri açıklamış.İngiltere’nin en büyük silah tedarikçisi BAE Systems geçen yılın aynı dönemine göre karını 100 milyon dolar artırarak ikinci çeyrek satış gelirleri 6,2 milyar dolara çıkarmış. Raytheon, ikinci çeyrek satış gelirini  5,8 milyar dolara çıkarmış ABD’nin diğer büyük silah üreticisi.

MALATYA, ORDU VE MANİSA
Fındığın, kaysının başına gelenler bu yıl Manisa’da kuru üzümün başına geldi.Türk lirasının Euro, dolar karşısında değer kaybetmesi ile halkın temel gıda maddelerini alım gücü düştü. Süper Loto çekilişinde 6 bilen 1 kişi, 15 milyon 523 bin 355 lira 70 kuruş verdi.  Sahillerimize bebek cesetleri vuruyor. Döviz kurlarındaki yükselişin ardından ikinci el otomobil fiyatlarında son 2 ayda marka, model ve segmentine göre, yüzde 10-25 artış yaşandı. Suriyeli mülteciler Manisa’ya kadar ulaştı. Ülkemizde, Borsa, Euro, Dolar Everest’e tırmanıyor.Dünyanın en büyük 5. Bankası olan Bank of China Türkiye’ye gelmek için hazırlıklarına başlamış.
Savaş finansörlerinin ülkemizde açmak istedikleri silah pazarına fırsat vermemenin en güçlü, en onurlu çözüm çatışma ortamını BARIŞA dönüştürmektir. Bize düşen görev: Farklı ulus, renk, din, mezheplerden olan köylümüz, akrabamız, ortağımız, komşumuz, iş arkadaşımız, arkadaşlarımızın farklılıklarına hoş görü göstererek insani değerlerimiz üzerinden birlikte yaşamı güçlendirmektir.
ÇATIŞMALAR DURDURULSUN!
İki kardeş yatıyor yan yana, iki komşu evin ocaklarına aynı anda düştü ateş. Ayrı dillerden ağıtlar yakılıyor. Gözyaşlarımız, akıtılan kanlarımız aynı renkte. Sahibi aynı tüccarın silahı ile farklı eller uzanıyor tetiklere…
NELER OLUYOR?
Oyuncu, Kıvanç Tatlıtuğ sosyal medyadan "Artık yeni bir güne başlamak hiç içimden gelmiyor. Hep bir korku, hep bir endişe, bugün ne olacak?" diye yazdı.
İspanyol El Mundo ilk haberini "Türkiye'de havada savaş kokusu var" yazısı ile okuyucularına duyurdu…
SONUÇ OLARAK!
Ülkenin bugün en acil ihtiyacı silahların susmasıdır!
 Hiçbir şey bunun ertelenmesi ve geriye itilmesine bahane olamaz, olmamalıdır da!
Hadi hayırlısı…