Ali Gültekin

27 Nisan 2016 Çarşamba

SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI


25 Şubat 2016
Ali GÜLTEKİN
Sosyal medya çağımızda insan yaşamının bir parçası olarak yerini aldı. Günlük yaşamımızın içine etkin bir şekilde giren sosyal medya sadece iletişim değil bilgi için de kaçınılmaz bir gereklilik. Yaşamımızın önemli bir bölümünü sosyal medya üzerinden sürdürüyoruz. Sosyal medya’dan faydalanırken hangi yanlışları yapıyoruz?
SOSYAL MEDYA’DA NELER PAYLAŞIYORUZ!
-Kullandığı arabalarını paylaşıyorlar.
-Yemek yenilen sofraları paylaşılıyor.
-Doğan çocuklar paylaşılıyor.
-Hamile kadınların şişkin karınları paylaşılıyor.
-Sünnet yapılan çocukların kesilmiş pipisi paylaşılıyor.
-Çocuk resimleri paylaşılıyor.
-Ameliyattan çıkmış hastalar paylaşılıyor.
-Yaşanılan malikâneler paylaşılıyor.
-Ruj sürülmüş dudaklar paylaşılıyor.
-Makyaj yapılmış yüzler paylaşılıyor.
-Kılınan namazlar paylaşılıyor.
-Kesilen kurbanlar paylaşılıyor.
-Ölülerin mezara defin işleri paylaşılıyor.
-Kahvaltı masaları, öğle ve akşam yemekleri paylaşılıyor.
-Memeler öne çıkarılarak vücut hatları paylaşılıyor.
-Göğüsler, omuzlar öne çıkarılarak vücut hatları paylaşılıyor.
-Tırnak törpülerininken paylaşılıyor.
-Saç, sakal tıraşı olurken paylaşılıyor…
GÖSTERİŞ MERAKI MI?
Kullandığımız arabaları, telefonları, oturduğumuz evleri sosyal medya üzerinden paylaşarak gösteriş yapmamız bize ne kazandırır? Paylaşımcılarımıza ne katkı sağlar? Sosyal medya içerisinde ne zenginlik yaratır? Paylaşımcıları rencide eder mi?
GÖRGÜSÜZLÜK MÜ?
Soframızda yediğimiz yemekler kimi ilgilendirir? Kestiğimiz kurban kimi ilgilendirir? Kıldığımız namaz kimi ilgilendirir? Yaptığımız alış veriş kimi ilgilendirir? Bunlar bizlerin özelleri değil mi? Alışverişlerimizin kasa fişlerini paylaşmak bize ne kazandırır? Bizi takip edenlere ne kazanım sağlar? Bunları paylaştığımızda kişiliğimizde ne değişir? Paylaşmadığımızda kişiliğimizde ne eksilir?
BİLGİSİZLİK Mİ?
Hasta yataklarında yakınlar, arkadaşlar sosyal medyada paylaşılıyor. Sünnet çocuklarının pipileri sosyal medyada paylaşılıyor. Hamile kadınların sadece şişkin karınları sosyal medyada paylaşılıyor. Defin sırasında mezarlar sosyal medyadan paylaşılıyor. Bunların kim hangi psikoloji ile paylaşıyor?  Bu türden paylaşım yapanlar sağlıklı bir yaşam sürüyor olabilirler mi?
CİNSEL İSTİSMAR!
Çocuklarımızın resimlerini paylaşıyoruz. Ruj sürülmüş dudaklar, makyaj yapılmış yüzler, kadınlarda memeleri, erkeklerde omuz, göğüs ve pazıları öne çıkaran paylaşımlar yapılıyor.
Özellikle küçük yaştaki çocuklar kontrolsüz bir şekilde sosyal medya kullanıyorlar. Özellikle ekonomik, kültürel ve eğitim alanında gelişmemiş ülkelerde bu alanlarda ilgisizlik ve denetimsizlik var. Bu türden ülkelerde bilinçsiz sosyal medya kullanıcıları var. Bu alanlara en çok çocukların dikkatlerini çekecek reklamlar ile çocuklar çekiliyor. En çok zarı da çocuklar görüyor. İnstaqram hesapları üzerinden resim yayınlayan çocuk ve gençler resimlerinin beğeni kazanması rekabeti içindeler. Daha çok beğeni kazanma hırsı ile takipçi satın alarak başarı sandıkları “zirveye” çıkmak istiyorlar.
SONUÇ OLARAK
Bütün bunları bizler zararsız gibi gözükürken pazar meydanlarında kurban bekleyen kurtların cirit attıklarını göz ardı ediyoruz. Cinsel istismar, fuhuş, uyuşturucu, kumar çeteleri buralardan besleniyorlar. Avlarının kapsama alanlarına girmelerini dört gözle bekleyen canavarlar yakaladıkları avlarının emerek besleniyorlar. İnsani olan yaşam biçimi içerisinde, kendimiz, çocuklarımız için toplumsal sorumluluk adına sosyal medya kullanımı konusunda uzman bilgilerini dikkate almalıyız.
Lütfen! Çocuklarımızın resimlerini pay-laş-ma-yı-nız
Hadi hayırlısı…

MANİSA’NIN SANAT GALERİSİ NEDEN YOK

MANİSA’NIN SANAT GALERİSİ NEDEN YOK?

18 Şubat 2016
Ali GÜLTEKİN
Manisa Büyük Şehir Belediyesi Manisa’nın değişik semtlerinde oluşturduğu Gençlik Merkezlerinde kültür-sanat ağırlıklı çalışmalar veriyor. Bu çalışmalar ahali tarafından büyük ilgi görüyor. Gençlik merkezlerinde düzenlenen kültür-sanat kurslarına her yaştan insan kendini yetenekli bulduğu kurslara katılıyor.
Manisa semtlerine inşa edilen Gençlik Merkezlerleri ve bu merkezlerde verilen kurslar Manisa’da birçok insanın kendinden haberi yokken haberdar oldu. Kendi yeteneğini bilmezken kendi yeteneğini ortaya çıkardı. “Yapamam, başaramam” diyenler yaptı başardı. Bütün bunların ortaya çıkmasını sağlayan Büyükşehir Belediyesine elbette teşekkür edilmeli, elbette taktir edilmeli.
ELLERE VAR DA BİZE NEDEN YOK?
Manisa büyük Şehir Belediyesi bazı bölgelerde ücretsiz internet hizmetleri veriyor. Verilen bu u hizmet her vatandaş açısından önemlidir.
Büyük şehir Belediyesinin Gençlik Merkezlerinde açtığı kurslara katılan birçok kursiyer var. Kursiyerler çalışmalarını şüphesiz araştırarak yapıyorlar. Bazı zamanlarda öğrenciler ve öğretmenler birlikte araştırma, bilgilenme yapmak zorunda kalıyorlar.  Öğrenciler ve öğretmenler internete ulaşımın olmadığı bir ortamda bunu nasıl başarabilecekler? Kendi imkânları ile bunu çözmeleri mümkün mü? Onca kursiyer dikkate alındığında bu nasıl olacak?
BİZE NEDEN YOK?
-Büyükşehir Belediyesinin semtlere kazandırdığı Gençlik Merkezlerinde ücretsiz internet ulaşımı neden yok?
-Bazı bölgelerde ücretsiz internet ulaşımı sağlayan Büyükşehir Belediyesi kültür-sanat kurslarını verdiği merkezlerde neden ücretsiz internet ağı hizmeti vermiyor?
-Ahşap boyama, seramik, çini çalışması, resim kursları için incelenmee, ulaşılması gereken bir model, konu, şekil’e kim nasıl ulaşacak?
MANİSA’NIN SANAT GALERİSİ NEDEN YOK?
Manisa’da sanat kursları var. Bu kurslara katılarak birçok alanda başarı gösteren birçok sanat insanı ortaya çıkıyor. Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin açmış olduğu kurslar var. Bu kursların dönem sonu sergileri oluyor. Ahşap boyama, seramik, çini çalışması, resim kursları sergileri nereden yapılıyor.
DEĞERLER SAHİP ÇIKILARAK KORUNUR
Büyük şehir Belediyesi Atatürk Gençlik Merkezi çini, seramik, ahşap, resim kursları sergisini Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezinde gezdim. Seramik, çini, ahşap ve resim sergisinin sergilendiği alan o güzelim çinileri, seramik çalışmalarını, tabloları ağlatıyordu. Atatürk Gençlik Merkezi yöneticileri, öğretmenleri ve kursiyerlerin onca çalışması, ortaya çıkardıkları değer, harcadıkları emek sıradan bir salonda sergilenmesi Belediyemizin, yöneticilerin, eğitimcilerin, kursiyerlerin emeklerini, çalışmalarını ne kadar sahiplendiğini ortaya koymuyor mu?
EMEK NEDEN SAHİPLENİLMEZ?
Manisa Belediyelerinin açmış oldukları kurslara birçok insan katılıyor. Kurslara yoğun katılımlar var. Merkezlerde yöneticiler canla başla çalışıyorlar. Eğitimciler gecelerini gündüzlerine katarak daha iyisini öğretmek için çaba harcıyorlar. Kursiyerler daha iyisini yapmak için kendileri ile yarışıyorlar. Kurs dönemi sonrası birlikte yaratılan değerler harmanlanarak sergiye çıkıyor. Sergi açılışı geniş kamuoyuna duyurulmalı. Eserler tanıtılsın, kursiyerlerin kursa katılma ve eser ortaya çıkarma süreçleri bilinsin. Bun çalışmaları teşvik edici yönü ile yeni kursiyerler kazanılsın.
NEDEN?
Kent yöneticileri, kurum temsilcileri bu çalışmalar sonucunda ortaya çıkacak ürünlerin sergileneceğini bilirler. Bizim bilemediğimiz neden Manisa’ya bir sanat galerisi ihtiyacı duymazlar? İnsanları bu kurslara teşvik etmek için bu sergilerin açılışını neden kent yöneticileri yapmazlar? Gençlik Merkezi yöneticilerini, eğitimcileri, kursiyerleri onura etmek için kokteyl ile neden bir açılış yapmazlar?
Bu sergileri diğer vatandaşların ilgisini çekmek için neden kent yöneticileri gezmezler? Hadi bunlar olmuyor diyelim de, kursiyerler sergiye el emekleri, göz nurları eserlerini getirip götürürken imkansızlıklardan dolayı neden çöp torbalarına sardıkları eserleri ile otobüslerle yolculuk ederler? Bir araç dahi neden tahsis edilemez?
SONUÇ OLARAK
Manisa Büyükşehir ve diğer ilçe belediyeleri sanatsal ve sosyal alanlarda topluma verdikleri değerleri hizmetlerini sona taşımalı. Semtlerde açtıkları Gençlik Merkezlerindeki kurslara katılan birçok sanat-kültür insanının ortaya çıkardıkları eserleri sergileyecekleri sanat galerisi mutlaka Manisa’ya kazandırılmalı. Sergiler, emeğe saygı için, mutlaka kokteyli ve en üst düzey il yöneticilerce açılmalı. Bu merkezlerde kursiyerlerin kullanacakları ücretsiz internet erişimi sağlanmalı. Eğitim Merkezlerinden sergi salonuna eserler naylon çöp torbalarına sarılı halde kursiyerlerce otobüsler ve kendi imkânları ile buldukları araçlar ile değil, orijinal ambalajları yapılmış şekilde kursu açan kurumca taşınmalı.
Eğitim, sanat-kültür alanlarında topluma ücretsiz kurs açarak hizmet veren tüm kurumlar elbette Manisalının onurudur.
Hadi hayırlısı…

KUTUPLAŞMAYALIM!


04 Şubat 2016
Ali GÜLTEKİN
-Farklı görüşten olanlar ile  dünür olmama eğilimi başladı mı?
-Farklı görüşten olan komşulara mesefe konulma eğlimi başladı mı?
-Farklı görüşte insanların cenazelerine katılmama eğlimi başladı mı?
-Farklı görüşte insanların düğün törenlerine gidilmeme eğlimi başladı mı?
-Farklı görüşten olan iş arkadaşları  ile görüşmeme eğlimi başladı mı?
-Farklı görüşte olan meslektaşlar ile görüşmeme eğlimi başladı mı?
-Farklı görüşten olanlar ile arkadaşlık kurulmama eğlimi başladı mı?
-Farklı görüşteki medya iletişim araçlarını  takip etmeme eğlimi başladı mı?
-Farklı medya kuruluşlarında, somut olayları farklı haber yapma, yapmama eğlimi başladı mı?
-Farklı görüşten olanlara farklı kanun uygulanması eğilimi yapılıyor mu?
-Farklı görüşlere resmi kurumlarda farklı hizmet  veriliyor mu?
-Farklı görüşteki vatandaşlarımıza farklı devlet hizmeti verme eğlimi başladı mı?
Bu türden eğlimlerin başlaması hayıra alamet olmaz. Bu ayrışmaları ne ulusal değerler ne de inançlar kabul eder. Bu kutuplaşma eğlimi  vürüsü hızla insanlığı sarar. Önemli olan bu salgın  hastalık  ile başında müdehala ederek ortadan kaldırılmalı. Kutuplaşma eğlimi dalgası altında kalarak yok olmak istemiyorsak biz olmalıyız. Farklılıklarımıza hoşgörü göstermeliyiz. Devlet sosyal siyasal eşit haklar ile tüm vatandaşlarını kucaklamalı. Hükümet tüm vatandaşlarına hukukun gereği eşit hizmet vermeli. Muhalefet halkın ortak somut sorunlarını savunan, toplumsal değerleri koruyan toplumsal muhalefet yapmalı. Halk insani değerlerini koruarak insaca yaşam için hakkını yasalar çerçevesinde arama bilinci içinde olmalı. İktidar artısı ile muhalefet eksisi kutuplaşması içinde olunduğunda  ateşleme görevi üstlenen mekanik  devrelere dönüşerek insanlıktan çıkılır. İnsan, doğası, sevgisi içinde yaşamı sahiplenip savunarak farklılıklarımızla birlikten yaşamaktan başka çaremiz var mı?
AYRIŞIYOR MUYUZ?
-Eğlence mekanlarımız ayırışıyor mu?
-Alış veriş mekanlarımızı ayrışıyor mu?
-Yerleşim alanlarımız ayrışıyor mu?
-İbadet yerlerimiz ayrışıyor mu?
-Çocuklarımız ayrışıyor mu?
-Eğitim kurumlarımız ayrışıyor mu?
Ayrışma parçalanıp bölünme demektir. Bugün toplum olarak ayrışma yarın  aile birliğinin temellerini sarsacak dinamiti ateşlemedir. Bugün komşularımıza düşmanlık yarın aile bireylerinin bir birine düşmanlığın alt yapısını hazırlamaktır.
İNSANLIĞA İHANET Mİ EDİYORUZ?
-İnsan sevgisi neden terk edilir?
-İnsani değerler neden terk edilir?
-İnsanca yaşam neden terk edilir?
-İnsanlığa sunulan değerler neden terk edilir?
-İnsanlık neden terk edilir?
Bendini aşan sel kontrolden çıkarak önüne be gelirse alıp götürür. Hızını aşan kasırga herşeyi bir birine katarak yakar yıkar. Bu alamete katılanların birdaha kerameti olmaz. Zor  günlerde  ayakta kalanlar insanlığı yaşatırlar.
NEREYE GİDİYORUZ?
-Ayrışma birlikte yaşam yerine kutuplaşma yaratmaz mı?
-Kutuplaşma çözüm  yerine çatışma yaratmaz mı?
-Çatışma barış yerine savaş yaratmaz mı?
-Savaşlar insanlığı, tüm canlıları ve doğayı yok etmez mi?
Hala kutuplaşma, ayrışma, çatışma, savaş isteyenleri Allah ıslah etsin. 
Bu güzel vatan topraklarında barış içinde birlikte yaşam isteyen insanlık her koşulda direnç göstermeli.  İnsanlığın yaşaması için insan kalma kararlılığını göstererek insan sevgisini savunmalıdır. İnsanlar, doğası gereği  varlıklarını sürdürmek için, canlı ve cansız varlıkların özellikleri ve farklılıklarım ile gezegende birlikte yaşamak zorunda olduğunu unutmamalı.
Hadi hayırlısı

28 Ocak 2016 Perşembe

MERKEL’İN TÜRKİYE SEVGİSİ!


28 Ocak 2016, 14:02
Ali GÜLTEKİN
 Geçtiğimiz haftalarda Sultanahmet’te terör örgütü IŞİD tarafından gerçekleştirilen intihar saldırısında 10’u Türkiye’de, birisi tedavi gördüğü Berlin’de hastanede olmak üzere 11 Alman vatandaşı hayatını kaybetti. Bu saldırı dünya ülkelerinde olduğu gibi Almanya’da nefretle karşılandı. Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, Türkiye’ye giderek mevkidaşıyla bir görüşmeler yaptı. Olay yerini ziyaret ederek, yetkililerden bilgi alarak,  Alman hükümeti ve halkıyla paylaştı.
NEDEN ALMAN VATANDAŞLARI?
-İntihar saldırısında hayatını kaybedenlerin Alman vatandaşı olması tesadüf müydü?
-Neden Alman turistler seçildi?
Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere: Saldırı bilinçli olarak Almanlara yapılmadı.
- Bu açıklama terör örgütünü direk muhatap almama refleksi mi?
-Bakan gerçekten buna inanıyor mu?
-Toplumu buna nasıl inandıracak?
-Tesadüf olduğunu bakan nereden biliyor?
ALMAN İÇİŞLERİ BAKANI NE AMAÇLADI?
“Alman grup bilinçli seçilmedi” diyen Alman Bakan’ın demeci, ülkesinin dünya ve Alman kamuoyunda tartışılmasını engelleme maksadı ile seçilmiş demeç midir bilemeyiz.
Ankara katliamının arkasından 13 Kasım’da Fransa sonra dönüp İstanbul’da Alman vatandaşlarını katletmesi tesadüf mü?  
TERÖR ÖRGÜTÜ ALMANYA’YI TEHDİT ETMEDİ Mİ?
-Hannover’de oynanması planlanan Almanya-Hollanda milli maçı, “çok somut tehdit” nedeniyle Maiziere tarafından neden iptal edildi?
-Terör örgütü Ağustos ortasında Almanca bir mesajı yayımlayarak Başbakan Merkel’i ve Almanya’yı Afganistan’da savaşı desteklediği ve peşmergeye silah yardımı yaptığı için intikamla tehdit etmedi mi?

-Almanya’nın Suriye’de görev yapmak üzere İncirlik’e asker ve Tornado uçaklarını göndermedi mi?
-NATO bünyesinde özel görev almadı mı?
 Bunlar terör örgütünün karın ağrıları değil mi?  Almanya Federal Hükümeti ve İçişleri Bakanı de Maizire’in daha net değerlendirme yapması gerekmiyor mu?
Almanya bir yandan içeride hükümetin izlediği militarist dış politikaya tepkilerin önüne geçmeyi amaçlıyor. Diğer taraftan terör örgütü ile direk muhatap olmaktan kaçınır. Bir taraftan da Türkiye ile ilişkilerin gerilmesini engellemek istiyor.
MUHALEFETİN SESİ ÜST PERDEDEN
Yeşiller ve Sol Parti, 11 Alman yurttaşın Almanya ve Türkiye’nin yanlış politikalarının kurbanı olduğunu açıkça dile getiriyor. Hükümet bu tartışmalara iç politikada müdahil olmazken dış politikada Türkiye ile ilişkileri gereceği korkusu ile yumuşatma çabası içinde
ALMANYA İLE NEDEN KANKA OLDUK
Avrupa Birliği üyeliği engelleri, Gezi sürecinde Almanya Başbakanı Angela Merkel’in yöneltilen eleştirileri unuttuk mu? Biz unutmadık ama meğer unutanlar varmış…
“Türkiye-Almanya Yüksek İşbirliği Konseyi” toplantısı iki ülkenin başbakanları ve önemli bakanlarını bir araya getirdi.  Altında bir çapanoğlunun çıkmazsa, “dostluk”  ilişkileri insanlık açısından elbette sevindirici. Her ne kadar bu buluşma “Hükümetler arası konsültasyon” diye adlandırılsa da geleneksel bakımından Türk-Alman ilişkilerinde bir ilki ifade ediyor olması acaba! Dedirtiyor.
HÜKÜMETLER ARASI KONSÜLTASYON
Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert,  toplantının iki önemli gündeminin sığınmacılar ve terör olduğunu söyledi. Sığınmacılar ve terör bugün Avrupa’nın da öncelikli sorunu oldu. AB ülkeleri içinde en fazla mülteci alacağını açıklayarak dünya gündeminde alkış toplayan Merkel’in mülteci sevgisine ne oldu? Almanya, daha fazla mültecinin Avrupa’ya ulaşmasını engellemek için en aktif tedbirlerini neden alıyor? İç politika’da İslamofobi neden körükleniyor?
MERKEL’İN MESAJI DÜŞÜNDÜRÜCÜ
Bundesregierung.de de yayınlanan Merkel’in video mesajında Türkiye’ye yaklaşımını şu şekilde özetliyor: “Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı var. AB ile Türkiye arasında iyi ilişkiler bugünkü küresel durumda büyük bir anlam taşıyor.” Merkel, “Türkiye sevgi coşkusu AB kartlarını masaya sürüyor”. Bu  sevgi seli içinde bu güzel teminiler ile Davutoğlu, 2016’yı “Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir dönemin açıldığı yıl” ilan etti.
“NE İSTEDİNİZ DE VERMEDİK”
Konsültasyonda sadece her iki ülkenin sermaye grupları arasındaki iş birliği yoktu. Federal Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Maria Böhmer, Sol Parti Milletvekili Ulla Jelpke’ye 6 Ocak’ta  Kürt sorunu üzerinde verdiği yazılı yanıtta “Türkiye teröre karşı mücadelede halkını koruma hakkına sahip ve Almanya olarak tepkide ölçülü olmasını istiyoruz.”  Bu açıklamadan yola çıkılarak yıllardır Türkiye-Almanya arasında her görüşmede masada olan Kürt sorununda Türk hükümetine destek sözü verdiği anlaşılıyor.  
Alman kamuoyunu rahatlatmak için  “demokrasi ve düşünce özgürlüğü” ifadeleri yer aldı. AB soruşturma açılan akademisyenler için “Aşırı endişe verici” açıklamaları ile yumuşatarak geçiştirildi.
Oysa, Almanya silah satışlarını durdurmak, Suriye halkının çıkarına çözüm için işbirliği içinde olma gibi bir çalışması yok. Tam aksine uluslar arası sermeye temsilcileri kendi destekledikleri güçleri Cenevre görüşmeleri sürecinde etkin duruma getirme yarışındalar.
SİLAHLLANMAYA VE SAVAŞLARA KARŞI
Ortadoğu, Kuzey Afrika ülkelerindeki çatışmalara, savaşlara silah üretip satan ABD ve AB değil mi? Bunların barış için mücadele etmeleri inandırıcı olur mu? Bunların Ortadoğu halklarının yanında olduğuna inanılır mı? Teröristlerin ellerindeki silahlar kimin? Teröristlerin sattığı petrolleri alan ülkeler kimler? Ortadoğu’da kudurmuşçasına insan avına çıkan sırtlanları kim besliyor? Sırtlanların parçaladığı insan cesetlerinden kan kokusu alıp Ortadoğu semalarında uçan akbabalar kim? Bu çatışma ve savaşlardan kimler besleniyor?
Biz insan olarak ne yapıyoruz?
Hadi hayırlısı…

DÜNYA “GANİMETLERİ” 62 KİŞİDE


21 Ocak 2016, 13:12
Ali GÜLTEKİN
 Davos forumu bu yıl “Dördüncü Sanayi Devrimi”  için toplandı. Davos’da en zengin 62 kişi temsil ediliyor mu? Kim temsil ediyor?  Bunlar kimin zenginleri? “Mülteci sorunu”, “açlık”, “terör”, “savaşlar”, “ekonomi”, “küresel güvenlik”, “kamu sağlığı”, “eğitim”, “toplumsal cinsiyet eşitliği”, “iklim değişikliği” …  Evet, bunları tartışan ülkeler, askeri üstleri ile işgal, şirketleri ile emek sömürüsü, ajanları ile ülkeleri karıştırıp, iş ortakları ile ganimet paylaşıyorlar.  
Dünya’yı bu hale getirenler kim? Davos’un küresel sermaye “müritleri” Askerlerini, silahlarını, şirketlerini, ajanlarını, üstlerini sömürü, talan ve işgal ettikleri ülkelerden çekseler dünya güllük
gülistanlık olmaz mı?
 KİM BUNLAR?
Gazete manşetleri
Televizyon haberleri
Dünya Ekonomik Formu
Borsalar…
"Dünya ganimetlerini" cukkalarına indiren en zengin 62 kişiyi anlatıyor. Kimileri imreniyor. Kimileri basıyor kalayı. Kimileri ah, vah çekiyor.
Az ilerde acayip kılıklı birkaç kişi hararetli bir tartışma içerisindeler.
Kafasının arkasındaki, uzun saçları sırtına dökülen adam: Dünya’nın en zengin 62 kişinin 50’si Yahudi. 
Başı kırmızı poşulu Adam:  Albaqa!  Çoğunluğu Müslüman. 
Az ilerideki ortaya atılan keçi sakallı Fransız: siz ancak bizden silah alırsınız. Sizde para ne gezer”.
Amerikalı: Dünya’nın en zengin 62 kişinin 40’ı Hıristiyan ve Amerikalı.  Sarı saçlı uzun adam birden öfkeleniyor “Nein! das sind alle Deutsche” 
Bütün bunları sesiz sakin dinleyen Temel uzun burnunu orta yerdeki tartışmaya sokar.
-Temel: Uşağım boşuna kavga etmeyin da. Siz global sermaye duymadınız mı?
-Ses yok.
-Temel: Küresel sermaye duydunuz mu?
-Ses yok
-Temel: Ula! uşağım Laz Marx’ın kapitalini okumadınız mı da?
-Okumadık! (aynı anda, herkes kendi dilinden)
- Temel: Alman Marx’ın kapitali, manifestosu sınıfsız toplum yaratamadı. Laz Marx’ın Kapital’i sınıfsız sermaye yarattı. Artık sermayenin vatanı yok.  Uşağım ha bu  62 çok zengin uşağın hiç birisinin vatanı yok. Onlar paraları neredeyse orasını vatan bilirler, onların üzerinde yatar, kalkar, “hırlaşırlar”.
-Amerikalı: Bizim işimiz yoksulların karnını doyurmak, dünya barışını sağlamak.
-Alman: Biz yoksul ülkelere medeniyet götürürüz.
-Fransız: Biz AB’yi fakir ülkeleri geliştirmek için kurduk.
-Suudi: Biz dünya nimetlerini elimizin tersi ile iter, Allah için çalışırız.
Temel: Ha bunların hiç biri ne Rize çayı içmiş, ne de finduk yemiş.
Ellerini havaya kaldıran Temel: Adaletin bu mu dünya? İngiliz yardım kuruluşu Oxfam, Credit Suisse’in verilerinden yararlanarak hazırladığı raporun sonuçlarına bakın uşağım. Ha bu insanlık, barış, demokrasi diyenlerin soyu 62 “süper zenginin” serveti, dünya nüfusunun yarısından daha fazla!
Adaletin bu mu dünya?
DÜNYA GANİMETLERİ
Dünya ganimetleri… Nedir? Nedir bu dünya ganimetleri Temel kardeş? 
Ortadoğu’da Pazar yerlerinde patlayan bombalar ile parçaları havada uçuşan Müslüman bedenleri. Bodrum sahillerine vuran Aylan bebek. Mülteci kadınların uğradığı tecavüzler, kadın bedenlerinin satılması. İnsan kaçakçılığı, uyuşturucu, kara para, kumar, fuhuş, organ, “ganimetleri”. Ülkelerde çıkarılan çatışmalara, savaşlara verilen silah parası ganimetleri. İşgal edilen ülkelerin zenginliklerinin talanı…
Bizim ülkemizde, Reno, WV, Mercedes, Bosch… Şirketlerinin, bedava yer, az vergi, ucuz iş gücünün… “ganimetleri”. Daha anlatayım mı uşağım? Bizim derelere kadar geldiniz da. Suyu, ormanları, dağı, satıyor alıyorsunuz. Nazım’ın dediği gibi ağacın gölgesini satıyorsunuz.
 Ellerini açıp başını gökyüzüne kaldıran Temel: Adaletin bu mu dünya? Ey kurban olduğum Allah bütün bunları görüyorsun, biliyorsun. Sana güveniyor, inanıyorum. Haklıyı haksızı ayırırsın.
 DÜNYA SERVETİNİN YARISI 388 KİŞİYE
İngiltere merkezli Oxfam'ın gelir adaletsizliğine dikkat çeken raporunda 2010 yılında dünya servetinin yüzde 50' sinin 388 kişiye ait olduğunun altını çiziyor. Yoksul nüfusunun serveti 210-2015 yılları arasında yüzde 15 azaldı. Aynı yıllar aralığında en zengin 62 kişinin serveti ise 500 milyar dolardan 1.76 trilyon dolara yükseldi. Diğer bir çarpıcı örnek de bu çevrelerce 190 milyar dolar vergi kaçırıldığının açıklanması.
 Adaletin bu mu dünya!
 Hadi hayırlısı…

Bu makale 305 kez okundu

NEDİR BU HEMŞERİ DERNEKLERİ?


14 Ocak 2016, 12:35
Ali GÜLTEKİN
Göç ettikleri coğrafyanın geleneksel yaşam biçimlerini sürdürmeyi hedefleyen “ürkeklik”, kent yaşamını gördükçe “gizemin” içine gireme “korkaklığı yaşayan” bir “bunalımdır göçmenlik”.   
HEMŞERİLİK!
Hemşerilik, aynı köy, kasaba, şehir coğrafyasında yaşayan en az iki kişinin başka bir kent, köy, kasaba, şehir ve ülke’de karşılaştıklarında, yaşadıklarında ortaya çıkan hitap biçimidir.
GÖÇ VE SOSYAL SORUMLULUK
Anadolu kırsalından 1950’lerden sonra ekonomik, 1980 sonrası siyasal koşullardan dolayı batılı kentlere göç başladı. Batı kentlerine göç edenler kendi imkânları ile yerleşim alanları kurdular. Anadolu’dan batıya tek tek göç edenler kent kenarlarına mahalleler oluşturdular. Bu süreçte yetkili kurumların denetimleri ve sosyal hizmetleri olmadığından insanlarda “sosyolojik sorun ,” şehirlerde çarpık kentleşme ortaya çıktı.  
GETTOLARIN OLUŞUMU
Kentlere göç eden hemşeriler kendi gettolarını oluşturdular. Manisa’da, gayri resmi olarak “ göçmenler, Malatyalılar, Bitlisliler, dağlılar, Kürt…” mahalleri ismi ortaya çıktı. Kentle bütünleşmeyi kendi “geleneklerini” kaybetme olarak algıladılar. Oysa bu korkuya ne gerek var? Arguvan türkülerini, Bitlis yemeklerini, Elazığ halk oyunlarını, Konya pidesini yaşatma sorumluluğu Manisa’nın gettolarda yaşayanların görevi mi? Devlet, Kültür Bakanlığı, Şairler, Yazarlar, Sanatçılar, Tiyatrocular… kimin için varlar?
HEMŞERİ DERNEKLERİNE İHTİYAÇ MI?
Sosyal bir devlet içerisinde hemşeri dernekleri ihtiyaç olur mu? Parasız eğitim, sağlık, sosyal, kültürel hizmetler verildiğinde hemşeri derneklerine ihtiyaç kalır mı? Kent yöneticileri, Elazığ halk, oyunlarını, Erzincan el sanatlarını, Manisa’da öğretse, gösteri için getirse derneklere gerek kalır mı?
HEMŞERİ DERNEKLERİNİN ORTAYA ÇIKIŞI
 Hemşeri dernekleri, yaşadığı kent toplumundan soyut, sosyal bütünleşmeden uzak,  kenti kendi sorunları ile sınırlayan bir algı değil mi? Yaşadığı kente ait olmama duygusu, sosyolojik bir sorun değil mi?
Şehir yaşamı ile bağlarını kurup, aktifleşerek öne çıkanların dernekleşme ihtiyaçlarını ortaya çıkaran iki ana neden üzerinden tanımlayabiliriz.
 Birinci neden: Anadolu’dan batıya göç edenler kendine barınak ve iş bulandan hemen sonra akrabalarını, köylülerini yanlarına girdiler. Hemşerilerin çoğalması ile birlikte yerleştikleri kenar mahallere hizmet alma, işe yerleşme, çoğulcu nüfusları ile şehir yönetimine müdahil olama, siyasetle ilişki kurma ihtiyaçlarından dolayı dernekleştiler.
İkinci neden: Memleket yemekleri, folklorunu, türküleri, yaşam şekli, sosyal dayanışma geleneği… sürdürmek için.
 HEMŞERİ  ÜZERİNDEN SİYASİ RANT
 Kenar mahallelerde oluşan gettolar içinde kent yaşamına uyum sağlayan, kent yönetimleri ve siyasi partiler içinde aktifleşen az sayıda kişi çoğunluk hemşerileri üzerinden “siyasi rant” elde etmiyorlar mı? Özellikle yerel ve parti içi seçimlerde hemşeri dernekleri partilerin gözdesi olmuyorlar mı? “ Benim… bu kadar oyum var” diyen partiler ile pazarlık yapan; dernek temsilcileri, inanç önderleri, aşiret liderleri çıkmıyor mu?
 GELİŞMİŞ ÜLKELERİN HEMŞERİ DERNEKLERİ VAR MI?
Lyon’dan Paris’e göç eden Fransalı köylülerin Lyon derneğini neden kurmuyorlar?  Berlinliler, Atinalılar, Parisliler derneğini duyanınız var mı?
Manisa’da Niğde’de şivesi ile konuşmayan çocuk okulda başarısız mı oldu? Altı köşe Elazığ şapkası taktınız da başınızdan mı düştü?  Evimizde Malatya içli köftesi yaptınız Manisalı elimizden mi aldı?
Nedir gelenek?
Nedir kaybolma endişesi?
Nedir uyumdan korkusu?
Kendi sorunumuzu kentin sorunu, kentin sorununu kendi sorununuz bilerek, kente uyum sağlayarak birlikte yaşamak bilim insanlarının ortaya çıkardığı insani değer değil midir?
Hadi hayırlısı…

7 Ocak 2016 Perşembe

2015, MANİSA, TÜRKİYE VE DÜNYA

2015, MANİSA, TÜRKİYE VE DÜNYA

31 Aralık 2015, 11:49
Ali GÜLTEKİN
 MANİSA 2015
“Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Manisa Organize Sanayi Bölgesi’ne üç kilometre kadar yaklaşması Manisa’da sevinç yarattı.” Bu sevince kayıtsız kalmayan Manisa Büyükşehir Belediyesi aynı binaya taşınarak yakınlaşmaya destek verdi.”  Daha önceki hükümet döneminde Manisa’nın 1 kadın Milletvekiline karşı sekiz erkek Milletvekili vardı. Bu sayı 7 Haziran seçimlerinde de değişmedi. CHP’li Tur Yıldız Biçer tek kadın Milletvekili olarak Manisa’yı temsil ediyor. Murat Baybatur, Mazlum Nurlu, Tur Yıldız Biçer, İsmail Bilen Manisa’nın yeni Milletvekilleri oldular. Manisa Yuntdağı’nda OBASYA yerleşkesi, içinde konaklama, restoran, hobi bahçeleri ve zaman Geçidi müzesine kavuştu ETV, AB Yolunda Manisa Projesi başlattı. Manisa Atatürk Kent Parkı’na kavuştu. Şehzadeler Belediyesi Spil’de Orman Köşklerini hizmete açtı. 06.07.2015 Manisa Gölmarmara’da yaşanan trafik kazasında aynı köyden 15 kişi hayatını kaybetti. Manisa iletişim ulu park karşısında 4. Şubesini açtı. Manisa’ya Suriyeli göçmenler geldi. Manisa Parklarında bedava internet erişimi hizmeti 
veren Belediye kendi Eğitim-Kültür Merkezlerinde ne hikmetse bu hizmeti vermiyor.
2015 TÜRKİYE
 Haziran seçimleri sonuna doğru barış süreci masası devrilerek çatışma ortamı başladı. AB, sınırlarına dayanan mülteci seline karşılık Türkiye’ye 3 milyon euro karşılığında GKA önererek, fasılları açma sözü verdi. Orta Doğu savaşının dalgaları Aylan Kurdi bebeğin ölü bedenini sahillerimize vurdu. Suruç, Ankara katliamlarını yaşadık. Rusya ile aramız açıldı. Birçok il ve ilçede sokağa çıkma yasağı ve çatışmalar devam ediyor.
Türk Sanat Müziği'nin sanatçısı Müzeyyen Senar, Türk Pop müziği sanatçısı Erol Büyükburç, Yazar Yaşar Kemal, Şarkıcı Kayahan, Oyuncusu Zeki Alasya, 12 Eylül darbecisi Kenan Evren, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Oyuncu Levent Kırca, ağırsıklet boks şampiyonumuz Sinan Şamil Sam hayatını kaybetti.
Üniversite öğrencisi Özgecan 11 Şubat 2015, evine gitmek için bindiği minibüsün şoförü tarafından hunharca katledildi. Güvenlik tedbirleri kapsamında 21 Şubat 2015, Türk toprağı sayılan Süleyman Şah Türbesi başka bir yere nakledildi. Savıcı Mehmet Selim Kiraz 31 Mart 2015, Ankara adliyesindeki odasında öldürüldü. Hakkâri’ye yapılan havalimanı 26 Mayıs 2015’de açıldı. 7 Haziran 2015, milletvekili genel seçimleri yapıldı. Suruç'ta 20 Temmuz 2015’de meydana gelen patlamada 32 kişi yaşamını yitirdi. 3 Ağustos 2015, Genel Kurmay Başkanlığı'na Orgeneral Hulusi Akar getirildi. Hopa'da 24 Ağustos 2015 tarihinde meydana gelen sel felaketinde 8 kişi yaşamını yitirdi. Ankara'da 1 Ekim 2015 tarihinde meydana gelen otobüs kazasında 12 kişi yaşamını yitirdi. Ankara tren garı meydanında 10 Ekim 2015 günü “IŞİD’in düzenlediği” terör saldırısında 102 barış günülüsü katledildi. 1 Kasım 2015, genel seçimlerinde Ak Parti tek başına iktidar oldu.15 Kasım 2015, G 20 Zirvesi Türkiye'de yapıldı. 24 Kasım 2015, Türkiye sınır ihlali yapan ve uyruğu daha sonradan anlaşılan Rus uçağını F-16'lar ile vurarak düşürdü. Uçağın pilotu öldü 26 Kasım 2015, Gazeteci Can Dündar ve Cumhuriyet Gazetesi Ankara temsilcisi Erdem Gül tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderildi. 28 Kasım 2015, basın açıklaması yaptıktan hemen sonra Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi öldürüldü. 10 Aralık 2015, Nobel Kimya Ödülünü Mardinli Türk Bilim Adamı Prof. Dr. Aziz Sancar Aldı. RSF’in ‘2015 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ raporuna göre Türkiye 180 ülke arasında 149’uncu sırada yer alıyor.
 DÜNYA 2015
4.4 milyon Suriyeli mülteci Birleşmiş Milletler tarafından kaydedildi. Milyonlarca mülteci AB kapılarına dayandı. ABD 2.2 milyon mahkûm ile dünyanın en fazla ceza evi tutuklusuna sahip oldu. Suriye’de 3.123 hava saldırısında binlerce insan can verdi. 54 sene sonra ilk defa Küba ABD resmi görüşmeleri başladı. Geçmiş yılların hava sıcaklığı ortalaması 0.75 derece ile 2015 aştı.
7 Ocak 2015 tarihinde Fransa'nın başkenti Paris'te Charlie Hedbo adlı derginin binasına yapılan saldırıda 17 kişi yaşamını yitirdi. 11 Ocak 2015 Tüm dünyadan liderler Hollande ile birlikte Paris'te 1,6 milyon kişi barış için yürüdü. 23 Ocak 2015 Suide Arabistan'ın kralı Abdullah öldü. 25 Nisan 2015 Nepal'de 7,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. 13 Kasım 2015, Paris'in göbeğinde meydana gelen eş zamanlı terörist saldırılarda 130 kişi öldü. 20 Kasım 2015 Mali'de bir otele teröristlerce baskın düzenlendi 27 kişi öldürüldü. 22 Kasım 2015 Suriye'de Bayırbucak bölgesindeki Türkmenlere saldılar düzenlendi. 24 Eylül 2015... Hac'da yaşanan felakette 2 bin hacı adayı hayatını kaybetti. Askeri ücret 1300 TL oldu.
Hadi hayırlısı…

MANİSA’DAN MARDİN’E EMPATİ KURALIM MI?

MANİSA’DAN MARDİN’E EMPATİ KURALIM MI?

24 Aralık 2015, 12:19
Ali GÜLTEKİN
Manisa’da yaşayan, Doğu, Güney Doğu’ya hiç gitmemiş biri o bölgelerin insanlarını, yaşam koşullarını nasıl tanıyabilir? O coğrafyada cereyan eden olayların insan yaşamı üzerindeki etkisini nasıl anlaya bilir? O bölgenin insanlar ile hiç karşılaşıp sohbet etmeyenlerin o insanlar ile empatisi nasıl olur? Hatırlayan var mı? Bilen var mı? Ülkemizde, 1990’lı yıllarda annesinin kucağında yanan, yıkılan köyünden çıkan dumanlara bakarak çığlık çığlığa ayrılan “Osman bugün 25 yaşında.” Köyünden zorunlu ayrılan Osman hala o günlerin acısını gözleri dolarak anımsıyor. Mardin kırsalında çıkan çatışmada şehit olan Polis memuru Oğuz’un o zaman anne karnındaki 3 aylık olan kızı bugün 23 yaşında. Babasını resimlerden tanıyor.

PEKİ, NE İÇİN?
-Yıllardır sürdürülen çatışma ortamına harcanan milli servetimizi bilen var mı? 
-Evlerine ateş düşenlerin acısını hisseden var mı? 
-Eşsiz, evlatsız öksüz, kardeşsiz kalmanın ne olduğunu tadan var mı? 
-Boşaltılan, yakılan, yıkılan köyler kimin? Ankara, İstanbul, İzmir’de patlayan bombalarda kaybettiklerimiz canlarımızdan kopan canlar değiller mi? Bu vatan toprakları içinde kardeşçe yaşam için birleşip bütünleşemez miyiz?
 Bu olumsuzluklardan bir birimizi anlayarak kurtula biliriz.
“Yalovalı aile” İstanbul Belediye otobüsüne yapılan terör saldırısında yanarak can veren “kızı Cemile’yi” unutamıyor. Osmaniyeli Şehit babası öksüz kalan torununa sarılarak, koklayarak, duvardaki şehit oğlunun resmine bakarak gözyaşlarını içine akıtıyor. Dargeçit’e askerler ile girdiği çatışmada öldürülen Kamber’in annesi hala Oğlu’nun son giydiği kanlı çorabını koklayarak yanında taşıyor. Peki bu cennet vatan içinde biz bu olayları neden yaşıyoruz? 

NELER OLUYOR?
-Ölümler devam etsin mi?
-Çatışmalar devam etsin mi? 
-Acılar devam etsin mi?
-Anneler dul, evlatsız, çocuklar annesiz, babasız kalınması devam etsin mi?
-Ön yargılar devam etsin mi?
-Hala ülkemizin “doğusu batısı ayrışması” devam etsin mi? 

NE YAPMALI?
Bölge, ulus, inanç, mezhep ayrımcılığı yapılmadan sosyal siyasal haklardan herkes eşit şekilde yararlanmalı. Birlikte üreterek birlikte yönetmeliyiz. Birliğimizi, dirliğimizi insani değerlerimiz gereği güçlendirmeliyiz. Önyargılardan yola çıkarak ayrışmacı, aşağılayıcı dil kullanılmamalı, farklılıklarımıza hoşgörü ile yaklaşmalıyız. 

MANİSA’DAN MARDİN
- Mardin’de altı delik ayakkabısı su alarak yaşayan ailenin 11. Çocuğu Ahmet olmak ister misiniz? 
-Mevsimlik işlerde çalışıp okula gidemeyen, geç başlayan Berivan olmak ister miydiniz?
- Köyü boşaltıldığı için 1990 lı yıllarda göç ederek kasabada akrabasının evine yerleşen, 25 kişinin iki göz odada yaşadığı aile reysi Mahmut olmak ister miydiniz?
- Gözaltında kayıp babasını bekleyen Narin olmak ister miydiniz?
- Arif ağanın 3. Eşi olmak ister miydiniz?
- Suyu olmayan köyde yaşamak ister miydiniz?
-Toprağı olmayan köylü olmak ister miydiniz?
- Muz, çilek yemeden, deniz görmeden, restaurant’da yemek yiyemeden, uçak yolculuğu yapamadan, yıldızlı otellerde konaklamadan… yaşamak ister misiniz? 

MARDİN’DEN MANİSA 
-Ahmet yeni bir ayakkabı giyinmedi. İkinci bir ayakkabısı hiç olmadı
-Berivan mevsimlik işlerde çalıştığı için hiçbir zaman okuluna zamanında başlayamadı.
-Mahmut evine elleri dolu alış veriş torbaları ile gelemedi.
-Ayşe sevdiği ile evlenemedi.
-Mardin de hala evindeki musluktan su akmayan köyler var.
-Mardin’de hala toprağı olmayan köylü var.
-Mardin’den Manisa televizyon dizilerindeki yaşam gibi görünüyor.

SEVGİ BAĞLARI KURALIM
-İnsani değerlerimizi koruyalım.
-Kardeşlik hukukuna inanalım.
-Ön Yargılarımızdan kurtularak, hoş görülü olalım.
- Bu “cennet vatan” içinde barış içinde birlikte yaşayabiliriz. 
-Televizyon, gazete haberleri ile değil, Doğu’ya Güney Doğu’ya giderek, şehirlerimizin kenar mahallelerinde yaşayan Doğu, Güney Doğu’lu insanlarımıza konuk olarak ile diyalog kurarak kendimiz tanıyalım.
Hadi hayırlısı… 
not: İsimler hayalidir

YUNUSEMRE BELEDİYESİ

YUNUSEMRE BELEDİYESİ

17 Aralık 2015, 12:11
Ali GÜLTEKİN
Yunusemre Belediyesi Yunus’un izinde toplum ile bütünleşerek, halka ve hakka hizmet yolunda yürüyor.
Dr. Mehmet Çerçi seçim sürecinde Yunusemre halkına verdiği sözleri tek tek yerine getiriyor. Fatih Sultan Mehmed’in at koşturduğu topraklarda Başkan, Dr. Mehmet Çerçi iş koştyuruyor.
HER ALANDA HİZMET
Kadın Meclisler, Çocuk Meclisleri, kereşler, Kent Konseyi, Toplum Gönüllüleri Konseyi… Organik Tarım, Köy Pazarı, Üretici Hali, Misafirhane, Manisa Huzurevi Vakfı Dinlenme Evi, Kafeterya…Hayvan Barınakları, TOKİ, Yuntdağı Sosyal Tesisleri, Köy Düğün Salonları,Tarih ve Etnografya Müzesi, İnanç merkezleri bakımı, Yuntdağı hayvancılık, spor tesisleri… projeleri art ardına hizmete açılırken diğerlerinde çalışmalar devam ediyor.
YUNUS’UN İZİNDEN
Yunusemre  Belediye Başkanı Dr. Çerçi ilçenin ismini aldığı Yunus’un izinden yürürken Yunus dilinden şu sözler ne de güzel uyuşuyor.
Yunus yüreğinden, Hak Tanrı Yar Olsun Ona diyerek:

Her kim bana düşman ise Hak Tanrı Yar olsun ona
Her kancaru varır ise  bağ ve bahar olsun ona

Bana ağu sunan kişi Bal ve şeker olsun aşı
Gelsin kolay cümle işi, Eli erer olsun ona

Önümce kuyu kazanı  Hak tahtın ağdırsın onu
Ardımca taşlar atana, Güller nisar olsun ona

Acı dirliğim isteyen Tatlı dirilsin dünyada
Kim ölümüm isterse  Bin yıl ömür versin ona

Her kim diler ben har olam  Düşman elinde zar olam
Dostları şad ve düşmanı dost ağyar olsun ona

Her kim diler ise benim O dostumdan ayrıldığım
Gözlerinden hicap gitsin didar ayan olsun ona.

Miskin Yunus dünyada  Güldüğünü istemeyen
Ağladığım isteyene, Gözüm pınar olsun ona

PARKLAR YAŞAM ALANLARI OLDU.
Parklar, geceleri karanlık korkusu ile girilmeyen, sabahları gök yüzünün aydınlanmasını beklenilen yerler olmaktan çıktı. Parklar aydınlatılıyor, her tarafa çöp kutuları konuluyor, ağaç ve çiçek ekimi, bakımı yapılıyor. İnsanların yürüyüş yapabilecekleri, eğlenecekleri alanlar oldu
YOLLAR GÜVEN İÇİNDE
Yunusemre ilçesi,sokak,cadde, köy yolları, kaldırımları durum ve konumuna göre kilit taş ve asfalt yapılarak yenileniyor.
 YENİ SPOR ALANLARI
Yeni spor sahaları açılıyor. Eski spor alanları yenilenerek toplumun hizmetine sunuluyor.
TARİH-KÜLTÜR GÜN YÜZÜNE ÇIKIYOR
Tarihsel doku tekrar yaşama kazandırılıyor. Kültürel alanda toplumun her kesimine hizmetler veriliyor.Yeni kültür merkezleri açılıyor.
YOKSUL EVLERİNDE "SICAK AŞ"
Yoksul evlerinde artık sıcak yemek kaynıyor. İşsiz baba eve getirecek ekmek parası olmadığı için  utancından akşam eve çocukları aç uyuyandan sonara gelmiyor. Anne, sofraya bir tabak yemek çıkaramadığı için başını önüne eğerek göz yaşlarını içine dökmüyor. Yunusemre Belediyesi’nin yoksul evlerinde ailece sofralara oturarak huzur içinde üç öğün yemeklerini yiyebilecekleri hizmetleri ulaşıyor.
YAŞLILARA BAKIM
Tüm yaşlıların sosyal yaşam, beslenme, barınma, sağlık konularında kendi doğal yaşamlarında koparılmadan Belediye hizmetleri verilmekte.
ENGELLİLERE ENGEL TANIMIYOR
İnsanlar engellilerinden utanmıyorlar. Engelliler birilerine yük olmanın üzüntüsünü yaşamıyorlar. Engellilerin önlerindeki engelleri kaldırarak yaşam ile buluşturan Başkan Çerçi “yaşama tutunmak engel değil” diyerek engellilerin tüm engellerini ortadan kaldırdı.
Engellilere evlerinde temizlik, bakım hizmetleri veriliyor. Engelliler dışarıya çıkacakları zaman transfer hizmetleri sunuluyor. Evlerinin temizliği yapılıyor.
GENÇLİK MERKEZLERİ
Gençler mahalle, köy ve semtlerde spor alanlarına kavuştular. Her yaşta insanların spor yapabilecekleri var olan tesisler  iyileştirilirken olmayan yerlere yenileri açılıyor.
TAZİYE EVLERİ
Yakınlarını kaybedenler cenaze defin hizmeti, konuklarını nerede ağırlayacakları kaygısı yaşamıyorlar. Semtlere bir biri, ardına  inşa edilen taziye evleri acılı günlerinde Yunusemre’de yaşayan insanlara hizmet verecek
 TEMİZLİK
Yunusemre Belediyesi sınırları içerisinde koku yayan, görüntü kirliliği oluşturan çöp yığınları yok. Çöpler geri dönüşüme kazandırılıyor. En son teknoloji çöp toplama ve caddeleri temizleme  araçları ile   hizmet veriyor.
Dileriz, Yunus’un izinden yola başlayan Dr.Memet Çerçi Pir Sultan Abdal'ın direncini göstererek yürüdüğü bu yolda Belediye hizmetlerini “dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” diyerek sürdürür
Hadi hayırlısı…