Ali Gültekin

14 Mart 2024 Perşembe

101. YILA MERHABA

 Cumhuriyetin 100. Yıl siyasi partilerin kendi seçmen profiline uygun ideolojik zeminde propaganda amaçlı kutlandı. Partiler arası mesafe, ayrışma, kamplaşma 100. Yıl kutlamalarına yansıdı. Ayrışma ve kutuplaşma yanlıları: Din, mezhep, ulus, milliyet ayrışması süre gelen alışkanlıklar açısından bugüne kadar olan tutumlarının sürdürdüler.

İktidar, muhalefet ve yan kolları 100. yıl hassasiyetini önemsemeyerek Atatürk ve cumhuriyet üzerinden birbirine çelme takmaya devam ededursunlar…

Ahalide durum ne? 

Ahali meydanlarda sokaklarda coşkulu, katılım, içtenlik dolu kutlamalar sergiledi.  Sivil Toplum Kuruluşları, site, apartman yönetimleri, spor kulüpleri, WhatsApp gurupları, okul aile birlikleri, gün arkadaşları…, birbirinden bağımsız kendi duyguları ve olanakları üzerinden Cumhuriyetin 100.yılı kutlamalarına günler öncesi hazırlandılar. Hazırladıkları programlarını cumhuriyetin 100.yılında sergilediler. 

Atatürkçüler, Cumhuriyetçiler karşı mahalleye inat, cumhuriyetin Atatürkçü çizgide değerlerinin yaşatılmasına, geliştirilmemesine, korunmamasına öfkeli olmalarına rağmen göz yaşlarını deri içinden elmacık kemiklerine akıtarak sahiplendiler. Cumhuriyetin 100. Yıl coşkusunu tüm olanaklarını seferber ederek kutlayanlar “gün bugün değil” diyerek, aylık geliri ile Atatürk baskılı tişört alamayan işçi, torununu dolmuş ile gönderip, kendileri yaya olarak giden emekliler, bayrak alamayan öğrenciler…, 29 Ekim 2023 günü acılarına yumruk sıkarak mutluluk, coşku yansıttılar.

101.Yıla Merhaba!

  • Bir kilo Antep fıstığı 650-700 Türk Lirası. Dana eti 460 Türk Lira. Bir günlük asgari ücret   380 Türk Lirası. 
  • Türkiye’de Sivil Toplum Kuruluşları örgütlenmesi oranı   hala %7 
  • Türkiye’den yurt dışına göç eden kişi sayısı 2022 yılında bir önceki yıla göre %62,3 artarak 466 bin 914 oldu. Göç eden nüfusun %55,7’sini erkekler, %44,3’ünü ise kadınlar oluşturdu.
  • Türk Tabipleri Birliği’nin verilerine göre, yurt dışına eğitim ve çalışma amaçlı gitmek için gereken ‘İyi Hal Belgesi’ alan hekim sayısı 2021 yılında 329 iken, 2022 yılında 781’e yükseldi. 2023 yılının ilk dört ayında ise bu sayı 881’e çıktı.
  • Aralık 2019’da bir memur 95 metrekare konut için 62 aylık maaşını vermesi gerekirken bu süre Haziran 2023’te 170 aya çıktı. En düşük maaşı alan memur emeklisi için bu süre 103 aydan 272 aya; asgari ücretli için ise 123 aydan 243 aya yükseldi.
  • Enflasyon, faizler, döviz, altın, borsa, açlık, yoksulluk sınırı…

Eğitim ve sağlık sorunları derinleşen ülkeler uçurumun kenarına sürüklenirler.

Hoş geldin 101. Yıl

Hadi hayırlısı…

TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN 100. YILI

Yüz yıldır Cumhuriyetin mirasını yiyenler ve 100 yıldır Cumhuriyet  ile hesaplaşmak isteyenler Cumhuriyetin 100. yılında donuk bakışlar ile bir birlerini kasayı boşaltmakla, ülkeyi yoksullaştırmak ile suçluyorlar.

1946’da tek parti dönemi içinde CHP Atatürk’ün proğramı devrimci ilkeleri terkederek sağa kaydı. Marshall Proğramı ile birlikte Amerikalı ekonomist ve siyasi uzmanların önerileri benimsenerek, Posası ülkemizde bırakılıp özü yurtdışına götürülüp işlenen ham madde ihracatçısı oldu.

O günden bu güne ülkenin yer üstü, yer altı kaynaklarını, tarihi alanları, toprağı, suyu, ata tohumu, denizi, limanları, kamu mallarının bazıları… yabancı sermayenin eline geçti. Küresel sermaye yerli işbirlikçileri aracılığı ile ülkeyi halaç pamuğu gibi atıyorlar.

İşsizlik, yoksulluk, açlık, hak özgürlük ihlalleri önlenemiyor. Liyakat sahibi gençler ülke dışına kaçıyor. Ülke içinde tapılan anket sonuçları halkın özgürlük, adalet, demokrasi haklarının ortadan kalktığın, yasalara güvenin azaldığı sonuçları yayınlıyorlar. Eğitim, sağlık sistemi  sosyal devlet sorumluluğundan uzak. Hayvancılık, tarım, sanayi millilikten çıktı. Organize Sanayi Bölgelerinde fabrikalarda yabancı ülkelerin bayraklar dalgalanıyor. Bir Euro 29 Türk Lirası başka söze ne gerek?

Bir tarafta: 

Atatürk’e karalama kampanyası yürütülerek Atatürk üzerinden cumhuriyet değerlerini ve Cumhuriyetin saç ayağından biri olan Laikliği ortadan kaldırmayı hedefliyorlar…

Diğer tarafta: 

Atatürk ve cumhuriyet değerlerine katkı sunmadan, geliştirmeden, sahiplenmeden, Atatürk ve cumhuriyetin mirası üzerinde saltanat kuranlar. Atatürk mirasını 100. Yılda  erittiler.

Atatürk’ün emanet ettiği ülkenin nesi kaldı?

Emanet ettiği Cumhuriyetin nesi kaldı?

Aralarında ne fark var?

Biri direk karşıdan savaş açarak yok etmeyi hedeflerken, diğerleri içten içe “miras yiyerek eritiyor.” Farklı kulvarlardan aynı hedefe birlikte yürüyorlar.

Her iki dalga yok etmek üzerine yükseliyor. Cumhuriyeti ortadan kaldırmak isteyen zihniyetin karşısında cumhuriyeti tüm organları ile yaşatacak bilimsel gelişim, toplumsal örgütlülük yaratılamadı. Çağa uygun ülke kalkınması, projeleri 100 yıldır üretilemedi.

Milli-yerli sanayi, tarım, hayvancılık, sosyal devlet hedefleri yok.

Bu güne kadar her iktidar kamu fabrikalarına liyakat aramadan  partililer yerleştirerek, partilerin çiftliği haline getirdiler.

Sonra hep bir ağızdan “devlet işletmeci olmaz. Devletin elindeki fabrikalar hantallaştı. Fabrikalar zarar ediyor. Bunları özelleştirelim.” Dediler. Küresel sermaye ve yerli işbirlikçilerce; fabrikalar, çiftlikler, tarlalar, akarsular, ormanlar, tarihsel/kültürel değerler, milli parklar…, talan edilerek özelleştirildi.

Atatürkçüler, Ulusalcılar, Cumhuriyetçiler ne yaptılar?

Özelleştirme bahanesi ile işçi hakları budanırken, ülkeye yabancı sermaye girerken, işçiler işten çıkarılırken seyrettiler. Cumhuriyetin devamı olması gereken sosyal devlet olma adımları tek tek yasalar ile ortadan kaldırılırken dik duramadılar. Cumhuriyete; vatan, bayrak, millet şovu yapmaktan başka katkı sunmadılar.

Sunamazlar!

Çünkü, Ezilen yoksul halk ile bağ kuramadılar, kendi dinamikleri ile cumhuriyeti yaşatma inançlarını yaşayamadılar. Cumhuriyet ile zenginleşerek, cumhuriyetin mirasını yiyerek yaşarken, sistem değişirse muhtemel yaşam şekillerine müdahaleden korktuklarından Cumhuriyete tutunuyorlar.

Her seferinde anıtkabir şikâyete gidenler!

  1. İnançları ve ulusları farklı olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına yönelik 11 Kasım 1942 ırkçı, ayrımcı “varlık vergisi” uygulanırken neredeydiniz?
  2. 25 Haziran 1950’de başlayan Kore Savaşı, Türkiye’nin Batı Bloku içinde yer alarak, Birleşmiş Milletler Teşkilatının daveti üzerine 4.500 vatan evladı taraf olmadığı bir savaşa gönderilirken neredeydiniz?
  3. Tam bağımsız Türkiye hedefinden vaz geçilerek 15 Eylül 1951’de Ottowa’da toplanan NATO Bakanlar Konseyi kararıyla Türkiye NATO’ya girerken, Amerika askerleri Türkiye toprakları üzerinde üstler kurulurken neredeydiniz?
  4. Devrim arabalarının 1961 yılında seri üretime geçmesi beklenirken fabrika   tek kelime ile kapatılması sürecinde neredeydiniz?
  5. Cumhuriyet döneminde başlayan; sanayi, tarım, hayvancılık…, milli, yerli üretim engellenerek, ülke   gelişmiş kapitalist ülkelerin ürünlerinin tüketilmesi kararları alınırken neredeydiniz?
  6. Kayseri’de 1946-1947 yıllarında kurulan uçak fabrikası ABD ve Avrupa ülkelerinden yüzlerce sipariş aldı.  Türkiye, II. Dünya Savaşı’ndan sonra, 1947’de Truman Doktrini, 1948’de Marshall Planı ile ABD etkisine girdi. ABD, II. Dünya Savaşı sonrasında elinde kalmış savaş araç ve gerecini Türkiye’ye satmaya ve hibe etmeye başladı. Kayseri Uçak Fabrikası 1950’de Hava İkmal Merkezi’ne dönüştürüldü. THK Uçak ve Uçak Motoru Fabrikaları ise 1954’te traktör fabrikasına dönüştürülüp kapatıldı. Bütün bu cadı avları yaşanırken, uçak fabrikaları kapatılarak, üreterek yerli uçak satacağımız ABD’den uçak almaya başladığımızda neredeydiniz?
  7. Bilimsel, parasız, özerk eğitim için kurulup faaliyete geçen Köy enstitüleri, “Komünist sistem eğitimi, Sosyalist gençler yetiştiriliyor” denilerek 27 Ocak 1954’de kapatılırken neredeydiniz?
  8. İstanbul başta olmak üzere 1955 yılında İzmir ve Adalar’da gayrimüslimleri hedef alan,  6-7 Eylül  olayları ile evler, iş yerleri yağmalanırken, mallarına el konulurken neredeydiniz?
  9. Cumhuriyet yönetimi içinde 27 Mayıs 1960  darbesi olurken neredeydiniz?
  10. Türkiyeli emeçlerin; insan emeğini sömüren, yok sayan, daha fazla kar için bir meta haline getiren sermayeye karşı, işçi sınıfının 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi katliam ile bastırılırken neredeydiniz?
  11. Ülkede 12 Mart 1971 darbesi olurken neredeydiniz?
  12. Emperyalizme küresel sömürüye karşı Tam Bağımsızlık Türkiye mücadelesi veren gencecik fidanlar; 1971 ‘de idam edilirken, kurşunlanırken, işkence, hapis yaşamı sürdürülürken neredeydiniz?
  13. 12 Eylül 1980  askeri cunta darbesi ile; hak ve özgürlükler ortadan kaldırılarak,  Amerika’da “bizim çocuklar başardı”  sevinci yaşanırken, Türkiye’de işkence merkezleri açılırken, katliamcı çeteler oluşturulurken, darağaçları kurulurken, tüm STK’lar kapatılıp, anayasa ortadan kaldırılırken neredeydiniz?
  14. Halkın dini duygularını kullanarak cemaatler oluşurken, tüm devlet kurumlarına yerleşirken, devleti ele geçirme girişimi süreci adım adım işlerken neredeydiniz?
  15. Kurtuluş savaşında omuz omuza savaşan Türkiye halklarını din, ulus, mezhep, milliyet üzerinden ötekileştiren, kutuplaştıran, kin ve nefrete dönüşen ayrışma virüsü topluma enjekte edilirken neredeydiniz?

“Söylemiştik, sezmiştik, görmüştük, dile getirmiştik, anlatmıştık, yazmıştık, konuşmuştuk…” Bu söylemleriniz insanlara inandırıcı gelmiyor. Halkları bıktırıp, usandırdınız. Kürsülerde gazel okumayı geçiniz.

Fiilen ne yaptınız?

Cumhuriyetin kazanımları:

  1. Ankara Fişek Fabrikası (1924)
  2. Gölcük Tersanesi (1924)
  3. Şakir Zümre Uçak Bombası Fabrikası (1925)
  4. Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925)
  5. Uşak Şeker Fabrikası (1926)
  6. Alpullu Şeker Fabrikası (1926)
  7. Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926)
  8. Bünyan Dokuma Fabrikası (1927)
  9. Eskişehir Kiremit Fabrikası (1927)
  10. Ankara Çimento Fabrikası (1928)
  11. Ankara Havagazı Fabrikası (1929)
  12. İstanbul Otomobil Montaj Fabrikası (1929)
  13. Kayaş Kapsül Fabrikası (1930)
  14. Nuri Killigil Tabanca, Havan ve Mühimmat Fabrikası (1930)
  15. Kırıkkale  Ağır Silah Ve Çelik Fabrikası 1932
  16. Eskişehir Şeker Fabrikası (1934)
  17. Turhal Şeker Fabrikaları (1934)
  18. Konya Ereğli Bez Fabrikası (1934)
  19. Bakırköy Bez Fabrikası (1934)
  20. Bursa Süt Fabrikası (1934)
  21. İzmit Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası (1934)
  22. İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası (1934)
  23. Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası (1934)
  24. Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1934)
  25. Isparta Gülyağı Fabrikası (1934)
  26. Kayseri Bez Fabrikası (1934)
  27. Nazilli Basma Fabrikası (1935)
  28. Bursa Merinos Fabrikası (1935)
  29. Gemlik Suni İpek Fabrikası (1935)
  30. Zonguldak Taş Kömür Fabrikası (1935)
  31.  Ankara Çubuk Barajı (1936)
  32.  Barut, Tüfek ve Top Fabrikası (1936)
  33.  Nuri Demirağ Uçak Fabrikası (1936)
  34. Malatya Sigara Fabrikası (1936)
  35. Bitlis Sigara Fabrikası (1936)
  36. Malatya Bez Fabrikası (1937)
  37.  İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası (1934)
  38.  Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937)
  39. Divriği Demir Ocakları (1938)
  40. İzmir Klor Fabrikası (1938)
  41.  Sivas Çimento Fabrikası (1938),…

Bu başarıya kırk bir kere maşallah desek az kalır…

Cumhuriyet’ten sonra 1924’de başlayarak Atatürk’ün ölümü 1938’e kadar kurulan milli-yerli fabrikalardan kamu malı olarak ne kaldı?

Atatürk’ün “Beni Türk Doktorlarına Emanet Ediniz” diyerek, canını güvenip ülkesini emanet ettiği Doktorlar ülkeden giderken neredesiniz?

Atatürk’ün ülkeyi emanet ettiği gençler ülkeden kaçarken neredesiniz?

Cumhuriyetin 100.Yılında Atatürk’ün hangi sözünü yerine getirdiniz?

Cumhuriyetin 100.Yılında cumhuriyetin kuruluşundan bugüne ne kaldı?

Ey efendiler!

Cumhuriyetin 10. Yıl marşı ile 100 yıldır şarj olup, İzmir Marşı ile radyasyon dağıtarak; 50.Yıl, 100. Yıl marşı üretemeden, halkın vatan-bayrak duygularını kullanarak cumhuriyetin 100. Yılını kutlamayı nasıl içinize sindiriyorsunuz?

Ne yapmalı?

Cumhuriyetin 2. Yüzyılı yeniden inşa ıedilmeli. Öncelik milli sanayi , milli tarım, hayvancılık olmalı. Bağımsız, güçlü ekonomi ve  saygın siyasi  ülke  olunmalı. Laik Demokratik Cumhuriyet dinamizmi yaratılmalı. Sosyal devlet olunmalı.  Eşit hak ve özgürlükler ile; her renk, inanç, milliyet, ulus, dilden  insanlar birlikte kardeşçe yaşayacağı özgürlükler olmalı.

Hadi hayırlısı…

 


GAZZE ÇOCUKLARI

 Gazze sahillerinden martılar ağıt sesleri ile uçuşuyor. Balıklar denizin açığına çekildi. Fareler sokak aralarına kaçışıyor, köpekler toz duman ortamına uluyor. Karıncalar sığınaklarına indiler. Kedi yatalak ve yaşlı ev arkadaşı kadını uyandırmak için yüzünü yalıyor. Begonviller top seslerinden çiçeklerini döktüler.

Gazze çocukları

Gazze semalarında savaş uçaklarının üstünde mavi gök yüzü. Uçakların altında yer küreden toz bulutları kalkıyor.

Saraylarını, saltanatlarını, sermayelerini; çatışma, ayrışma, savaş, emek sömürüsü, kan üzerinden edinen iş birlikçi Arap zenginleri; işgalci, sömürgeci vampirlere destek vermeye devam ediyorlar.

Dünya liderleri döktükleri kandan beslenmeye devam ediyorlar.

Kurguladıkları yaşamı İslam adına dayatan, kendi çocuklarını bunlardan muaf tutan, din insanları, cemaat liderler, tarikat şeyhleri, Dünya İslam Birliği liderleri neredesiniz?

Dünyanın en yüksek binası, dünyanın en prestijli yaşam alanları, dünyanın en çok turist alan ülkesi, dünyanın en zengin şirketleri… olmakla övünen isimlerinin önüne görkemli unvanlar koyan Amerikan piyonları, görgüsüz Arap ülkeleri yöneticileri neredesiniz?

Dünya seyrediyor!

Dünya İslam Birliği liderleri ABD’nin gözünün içine bakmıyor.

Hani Allah’a inancınız?

Hani Allah korkunuz?

Hani din kardeşliğiniz?

İnsanlığınızı sorgulamıyorum. İnsanlıktan çıktığınız ortada.

Dünyanın en büyük nüfusuna sahip İslam ülkeleri; Endonezya, Malezya neredesiniz?

Dünyanın en zenginleri Suudi Arabistan kralları, prensleri,emirleri neredesiniz?

Dünya zenginleri

Şahlar

Krallar

Emirler neredesiniz?

Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri,

Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, muhalefeti nerede siniz?

Ölümler, yıkımlar karşısında; yalan, yanlış, asılsız, palavracı iç siyasete konuşmalarınız hala boğazınıza düğümlenmiyor mu?

İsrail ile tüm anlaşmaları fes ederek savaş karşıtı tutumu almak bu kadar mı zor?

Gözümüzün içine baka baka çocukları, kadınları, insanları öldürüyorlar.

İnsanlığı öldürüyorlar!

Dün sustuğunuz için, bugün insanlık ölüyor.

Bombalar yağıyor, evler insanların başına yıkılıyor.

Bugün susarsan; yarın sen, ben, biz ölürüz!

Hadi hayırlısı…

FİLİSTİNLİ ÇOCUKLAR KOLLARINA İSİMLERİNİ YAZARAK ÖLÜMLERİNİ BEKLIYORLAR

 Vicdan, merhamet, uluslararası hukuk, adalet, özgürlük …, nerede?

Hala; inanç, mezhep, ulus, milliyet ayrımcılığınızın utancını yaşamıyor musunuz?

İsrail’i eleştirmek Hamas ve Filistin halklarının özgür ülke, özgür yaşam taleplerinden kopuk diğer terör örgütlerine destek vermek anlamına gelmiyor.

Filistin halklarının özgür ülke, özgür yaşam taleplerinden kopuk Hamas ve diğer terör örgütlerini eleştirmek; İsrail’in yanında yer alma anlamına gelmiyor.

Bugün insanlığa düşen en önemli sorumluluk: Çatışmalara, savaşlara, işgallere, katliamlara ve teröre karşı birlikte mücadele etmek.

Özgür Filistin

Filistin halklarının özgür ülke, özgür yaşam taleplerini özne haline getirerek, haklı taleplerine destek için başta İsrail halklarını da katarak geniş yelpazede yeniden dünya gündemine taşınmalı.

İsrail’in yayılmacı, işgalci, sömürgeci, zulüm ve vahşeti sürüyor.

Dünya halkları Filistin için ayağa kalkmalı.

Sinyal aldığı baz istasyonlarının koordinatlarını takip ederek ölümcül radyasyon yayan, İsrail’in dünya ülkelerinden aldığı destek iyi incelenerek, yapısal değişikliklerle tersine çevrilmeli.

Filistin, dünya kamuoyu desteğinden işbirlikçi örgütlerce bilinçli olarak koparılıyor.

Küresel sermayenin işbirlikçi zihniyetleri Filistin’in İslami devlet şemasına büründürme çabaları, şeriat, cihat naraları atarak Filistin halklarının dini duyguları üzerinden sergiledikleri terör dünya halklarının Filistin halkları ile dayanışmasının önüne set oldu.

İslami söylemler, şeriat çağırılar…, üzerinden Filistin halkları adına mücadele verdikleri iddiasında olan terör örgütleri İslam karşıtlığını güçlendirdiler.

Oysa, emperyalistler ülkeleri din, mezhep, ulus ve milliyetlerinden dolayı işgal, sömürü ve savaş açmazlar. Dini, milli, ulusalcı çevreleri yedekleyerek ayrıştırır, çatıştırır, kutuplaştırarak savaştırırlar. Ortadoğu’da İslam, Afrika’da Hıristiyan mezhepleri, bir başka coğrafyada bir başka din, mezhep, ulus üzerinden kendi stratejilerini hayata geçirirler.

Bugün, yedi, sekiz yaşlarında Filistinli çocukların İsrail saldırılarına olası ölümlerinde isimleri ortaya çıksın diye kollarına isim yazmalarını ortaya çıkaran acıyı kendi acısı hissetmeyen herkes insanlıktan çıkmıştır.

Filler tepinirken çimenler eziliyor

İsrail basın, yayın, iletişim, lobi olarak daha güçlü.  Bu olanaklarını kullanarak dünya ülkelerinden saldırganlığına, işgallerine, katliamlarına destek buldu. Hamas’ın füze saldırılarını, yaralı kadının yarı çıplak bedenini sürüklemesini, füzeler ile vurulan sivil İsrail halkını dünya kamuoyuna sergileyerek destek buldu. İsrail’in işgal ve katliamları İsrail halklarının talepleri değil. Hamas ve diğer terör örgütlerinin saldırıları Filistin halklarının talepleri ve kurtuluşu değil. Kapitalist, emperyalistlerin; ekonomi, siyasi ve askeri stratejileri doğrultusunda koordineli ve uyumlu eylemlilikleridir.

Bu türden terör örgütleri, Filistin halklarının özgür devlet, özgürce yaşam idealleri için ülke içinde ve dışında güçlü toplumsal örgütlülüğünü engellemekte.

Dünya halklarının Filistin halkları ile her alanda dayanışma kalkışmalarını ve birlikte mücadele etme heveslerini kırmakta.

Ne yapmalı?

Filistin topraklarını işgal eden, Filistin halkına zulmeden; emperyalizme, kapitalizme, Siyonist İsrail’e ve bunların güdümünde Filistin halkları için mücadele ettiklerini söyleyen işbirlikçi terör örgütlerine karşı mücadele edilmeli.

Hadi hayırlısı…

 

ÖZGÜR VATAN, ÖZGÜR YAŞAM İSTİYORLAR

 Filistin halklarının inançları yüreklerinde yaşıyorlar. Filistin halkı din, mezhep savaşı istemiyor. Filistin halkının dini duyguları üzerinden yürütülen çatışmalar Filistin halklarını özgürleştiremedi, özgürleştiremez, özgürlük bu kanaldan gelmez.

İsrail’in organize olup emperyalist ülkelerin desteğini alarak Ortadoğu’da savaş pozisyonu almasını Hamas’ın saldırıları ortaya çıkarmadı.

Uzun vadede hazırlanmış planı devreye koyuyorlar.

Açlığın, yoksulluğun hüküm sürdüğü coğrafyada Hamas, İslami Cihad, Lübnan’ da Hizbullah’a 100 binlerce roketatarları, silahları emperyalistler satmıyorlar mı?   Silahlanmaya harcanan paralar yoksul halkların eğitimi, sağlığı, ülkenin gelişimi için neden kullanılmıyor?  Elbette saldırılara karşı savunma olmalı. Savunma, terör örgütlerinin, cinayet şebekelerinin barbarca saldırısı değil, tüm Filistin halklarını kapsayan vatan savunması olmalı. Filistin halklarının inançları yüreklerinde. Filistin halkının özgür ülke, özgürce yaşam talebi var. Siyonistlere, işgalcilere karşı bu temelde mücadele edilmeli.

Bunca yoksulluğun yaşandığı Gazze’de silahlanmaya yatırılan para insanı ürkütüyor.

Silah sanayisini elinde tutan emperyalistler bu coğrafyaya ha bire silah satıyorlar.

Kendi politikaları doğrultusunda Filistin’in özgürlük mücadelesini inanç mücadelesine dönüştüren Hamas vb. örgütler üzerinden yıllardır public relations çalışması yaptılar.

Emperyalistler Gazze’de İsrail’in gölgesinde kendilerine bağlı ve bağımlı kukla yönetim resetliyorlar.

Lansman 2023: Saldıran değil, kendini sağlama almış İsrail.

İngiltere, Fransa, Almanya, Amerika ülkeleri gibi “marka ülke” olmak istiyor.

Emperyalistler bugüne kadar Ortadoğu ülkelerde askeri üslerini İsrail’in saldırgan, kavgacı, işgalci görevi üzerinden oluşturdular.

Ortadoğu ülkelerinde işbirlikçi hükümetler ve “İslamcı terör örgütleri” ile İsrail arasında bazen dengesizliği körükleyerek, bazen denge tutarak strateji belirliyorlar.

Hamas’ın İsrail’e başlattığı barbarca saldırı sonrasında Siyonist İsrail tüm dünya ülkelerinin desteği ile İran’ı alan topyekûn bir savaş hazırlığında.

Emperyalistler, Gazze’de ehlileştirilmiş bir yönetin oluşturacakları hedefleri ile bir taşla iki kuş vuruyorlar.

1- Ortadoğu ülkelerine saldırılarına haklı gerekçeler oluşturdular.

2- Gazze’de yörüngelerinden çıkmaya çalışanları tasfiye ederek, işbirlikçi yönetimi aracılığıyla ehlileştirdiği, teslim aldığı yönetim üzerinden dünya kamuoyuna Gazze’yi örnek gösterecek.

Kendine boyun eğen, diz çöken, güdümündeki yönetim ile uyumlu çalıştıklarını saldırgan olmadıkları üzerinden geçmişlerini aklayacaklar.

Hak ve özgürlüklerini mücadelesi verenleri “terörist” ilan ederek katliamlarına devam edecek.

Kısacası, İsrail ortak alanların tümünü kendisi kullanarak uyumlu komşuluk oynayacak.

Hadi hayırlısı…

SAVAŞA, İŞGALE, İNANÇ, ULUS, MİLLİYET TACİRLİĞİNE HAYIR!

 Filistin’i inanç ayrıştırmaları değil, devrimcilerin birlikte mücadele özgürleştirir.

İsrail devletinin oluşumu öncesi Almanya’nın başını çektiği dünyayı yakıp, yıkan ırkçılık İsrail devleti kurdu.  İsrail devletinin kurulmasından sonra Ortadoğu coğrafyasında din mezhep üzerinden örgütlenmeler emperyalistlerle ekonomik ve siyasi destek verilerek   teşvik edildi.

İsrail’in kuruluşu sonrası Siyonist yayılma politikasına karşı Ortadoğu ülkeleri karşı duruş sergilediler.

Devrimci karşı duruş din, mezhep duyguları üzerinden din örgütlenmesi yaratıldı.

Filistin halkının bağımsızlık mücadelesi din, mezhep alanlarına çekilerek kesintiye uğradı.

Filistin halkının uluslararası emekçi halktan koparılışı, bağımsız ülke olma mücadelesini inanç üzerinden ayrışmaya evrimleşmesi projesi dünyayı yeniden parsellemeye çalışan küresel sermayenin kendine pazar yaratma projesiydi.

1950’lerden sonra gelişen halkların devrimci kalkışması Filistin’de özgür devlet olma mücadelesi geliştirdi.

Türkiyeli devrimciler bu mücadele içerisinde yerlerini aldılar.  Deniz Gezmiş ve Arkadaşları 1960’lardan sonra Filistin’e giderek Filistin halkıyla dayanışma içinde oldular.

Ortadoğu ve Türkiye’de gelişen anti emperyalist yükselişi bastırmak isteyen emperyalistler ülkelerde yerli işbirlikçiler örgütlediler. Ülkelerin sosyolojik yapılarına göre din, mezhep, ulus, milliyet, aşiret ayrışmalarını körüklediler. Ortadoğu’da teslim aldıkları ülkelere kukla diktatörler atayarak kukla hükümetler oluşturdular. Türkiye’de yaşamın her alanında emperyalist- kapitalist yayılma ve sömürgeciliğe karşı gelişen devrimci mücadeleyi   1971- 1980 askeri faşist darbeleri ile zayıflattı.  Devrimcilere yargısız infazlar, idamlar, işkenceler, katliamlar, göz altında kayıplar…  Uygulandı.  Cunta eliyle ulus, milliyet, dinci, mezhepçi örgütlüler oluşturuldu.

Ortadoğu’da yaratılan din, mezhep örgütlenmesinin mimari küresel sermaye bizzat kurdukları “İslamcı” örgütleri sahaya sürdüler. İslamcı örgütler güdümlerinde oldukları emperyalistlerin eylem planlarını “İslam adına” barbarca kendi yoksul halkları üzerinde din, mezhep adına uyguladılar. Emperyalistler İslam adına sergilenen barbarlığı dünya basımına servis ederek dünya üzerinde İslamofobi oluşturdu. Dünya üzerinde oluşan İslam karşıtlığını arkasına alarak ülkeleri işgal için gerekçeler oluşturdu. Ortadoğu’da sermaye pazarı ve stratejik konuma sahip ülkeleri işgal ederek yedekledikleri yerli kukla diktatörlere emanet ettiler.

Filistin bu süreçten sonra sürdürülen   bağımsızlık mücadelelerini din ve mezhep ayrışmasına heba etti.

Düşünce inanç olarak ayrışmış Enternasyonal devrimci dayanışmadan koparılmış Filistin halkları acı, açlık, yoksulluk içindeler.  İstemedikleri baskıcı yönetimler altında inim inim inliyorlar.

Hamasın İsrail saldırısını İsrail’in önceden bilmemesi imkânsız. İsrail’in tam da kurguladığı tiyatroyu sahneye koymaya hazırlanıyor.

Darbeci Kenan Evren’in” biz koşulların oluşmasını bekledik” diyerek 12 Eylül cunta darbesine gerekçe oluşturup Karabulut gibi Türkiye üzerine çökmüştü. İsrail Hamasın barbarca saldırılarını, çıplak kadın bedenini dünyaya   servis ederek stratejisi hazır saldırısına destek alıp, İslam karşıtlığını güçlendirdi. İsrail, ABD, AB ülkelerinin desteği ile önceden planladığı top yükün saldırıyı başlatacağı açıkça ortada. Küresel sermayeden desteğini yenilerken, İsrail ülke içinde son zamanın tartışılmaları ortadan kaldırarak iç dinamizmini yaratacak

Duyarlı insanlara düşen Filistin halkının yanında olarak işgalci saldırıların boşa çıkartılması mücadelesini güçlendirmeliler. Filistin halkı; din, mezhep, milliyet, ulus ayrışması üzerinden emperyalistlerin dizayn ettiği çevrelerden kopmalı.  Filistin’in ezilen, sömürülen, aç, yoksul halkları farklılıklarına hoşgörü göstererek ortak değerleri üzerinde birleşmeliler.  Anti emperyalist, anti kapitalist, anti faşist mücadeleyi örgütleyerek bağımsız Filistin ideallerine yürümelidirler.

Hadi hayırlısı…

GEZİ PARKINI ANLAMAK!

 Yıllardır çeşitli çevrelerce “kan davasına, intikam duygusuna, öç almaya, ayrışmaya, kutuplaştırılmaya…” sürüklenen gezi davasının  kararı çıktı. Gezi Parkı kararına halkların bir kısmı öfke duyuyor.  Bir kısmı adaletin siyasallaştığını söylüyor. Bir kısmı “canımız yanıyor” diye feryad ediyor…

Gezi parkı?

Türkiye’de yaşayan halkların birlikte  yaşadığı coğrafyayı sevmeleridir.  Ağaca, toprağa, suya, tüm milli değerlere sahip çıkma atılımıdır. Yaşamın sürekliliğini savunmadır. Doğada var olan canlı, cansız varlıkların kendi doğallıkları içinde birlikte yaşamıdır.

Gezi yaşamı korumadır.

  • Ağacı korumak.
  • Toprağı korumak.
  • Bitkileri, börtü böceklerin korumak.
  • Tarihi kültürü korumak.
  • Suyu kırmak.
  • Çevreyi, doğayı korumak.
  • Yer üstü, yer altı zenginliklerini korumak.
  • Yaşam alanlarının talan edilmesini korumak.
  • İnsanlığı korumak.
  • Bir bütün olarak vatanı korumadır.

Gezi dayanışmadır!

Ağaçların kesilmemesi için dayanışmadır. Yeşil alanların betonlaşmamaması için dayanışmadır. Göz altına alınan  doğa gönğllüleri ile dayanışmadır. Çadırları yakılan çevreciler ile dayanışmadır. Halkların;  ağaçlar, kuşlar, börtü böcekler, bitkiler için, halkların birlikte yaşadıkları vatanları için  dayanışmasısıdır.

Gezi direnişti!

Doğa gönüllülerinin içine  karışarak araçları ateşe verenlere karşı duruş, şiddete karşı direniştir. İş yerlerinin camlarını kıran vandallara karşı direniştir.  Çevre duyarlılığını terörize edenlere karşı direniştir. Yaşam alanlarını korumak, her canlının yaşam hakkı için direnişti. Vatan severlerin, çevre gönüllülerin yasadışı tutuklamasına, dövülmesine, sokak infazlarına, öldürülmelerine karşı yasal insan haklarının kullamak için dirençti.

Gezi halkların kardeşliğidir.

Doğa, çevre, şehirleri, vatanları için omuz omuza duranlar:

Hangi ulustan olduklarını sorgulamadılar.

Hangi inançtan, mezhepten olduklarının araştırmalar. Hangi milliyetten olduklarına bakmadılar. Ortak değerleri için gezi parkında yan yana  durdular.

Gezi poravaksıyona karşı duruştur.

Yaşam alanını korumak için yan yana gelenler:

  • İş yerlerinin camlarını kırarlar mı?
  • Milli değerleri yakıp yıkarlar mı?
  • Ağacın,  çiçeğin , böceğin…, yaşam hakkını savunanlar insan haklarını ihlal ederler mi?
  • Ülke değerlerini sahiplenmeyenlerin ülke sevgikeri olur mu?
  • Doğa sevgisi vatan sevgisi değil midir?
  • Vatan sevgisi olanlar ülkeyi ekonomik ve siyasi olarak zora sokmak için değil, her koşulda ülkenin ekonomik ve siyasal  bağımsızlığından yana tutum almazlar mı?
  • Bu tutum ve duyarlılık, insan olmanın gereğidir. Vatandaşlık görevi değil midir?

Ülkenin güvenlik güçlerine düşen görev; bu insanların güvenliğini sağlamaktır. Yasal haklarını icra eden halkın can güvenliğini korumaktır.  İçlerine sızan pravakotörlerin poravaksıyonlarını engellemektir. Pravakotörleri yakalayıp ayrıştırmaktır.

Yalanları açığa çıkarma!

Ülkenin toprağını, ağacını, suyunu, zenginliklerini, değerlerini, doğasını, bitkileri…, korunmada ülke olunur mu?

Vatanın zenginliklerini korumak için çocuğuna, annesine, babasına, kardeşine sarılır gibi ağaçlarına sarılanlar, toprağını kucaklayanlar vatan haini olur mu?

Ülke zenginliklerini koruyanlara düşman olanlar,  kendi çıkarına dayalı, vatan, millet, bayrak…, üzerinden halkın milli duygularını  kullanmasıdır.

Gezi yaşamdır!

Kutuplaşmaya, ayrışmaya  karşı, canlı cansız varlıkların kendi doğallığını koruyarak birlikte yaşamdır.

İnsan kalmayı başarmak, vatan bütünlüğünü korumak, eşit sosyal siyasal ve gelir dağılımı   içinde kardeşçe yaşamdır.

Köylülerin,  kentlilerin, yoksulların, işsizlerin, çırakların, kadınların, kızların, gençlerin, emeklilerin, emekçilerin vatan sevgisini güçlendirecek ortak sorunlarına ortak çözüm yaratarak, farklılıklara hoş görü içinde birlikte yaşamdır.

Sorumluluk!

Çalıştığı iş yerinde sendikalı olmayı, meslek odalarında yer almayı küçümseyen, köyünde yoksul yaşam koşullarını sineye çeken, işsizliğini kader sayan, aç yaşamına şükür edenler  insanca yaşıyor olurlar mı?

Yazarlar, sanatçılar, bilim insanları…

Yoksullar, çalışanlar, ezilenler, emekçiler…Kadınlar, erkekler, gençler…

Ülke toplumunun geniş kesimleri örgütlü değilse o ülkede  kapitalizim örgütlü güç olur.

Karl Marx: Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser.

Kaynak: Kapital

Hadi hayırlısı…

BU NEYİN GAFLETİ VE TESLİMİYETİ?

 

Bu neyin gafleti?

Bu neyin teslimiyeti?

Bana çaresizliğin resmini yapar mısın Abidin.

Nazım Hikmet’in; çınar ağaçlı ormanlarına, berrak akan sularına, denizlerinde balıklar oynaşan memleketi ve ahlaklı, kültürlü, vicdanlı, üretken insanları için” Bana mutluluğun resmini yapar mısın Abidin” demişti.
Bugün, ülkenin % 80’i çaresizlik içinde. Yoksulluğun, çaresizliğin girdabında. Sanat, kültür, eğitim, sağlık, üretim, ahlak, vicdan erezyonunu çaresizliğin resmidir.

Milliyetçilik sadece hamaset söylemler midir?

Milliyetçilik özünde milli sanayi, tarım, hayvancılık değil midir? Ekonomik, siyasi bağımsızlık değil midir?
Domates, karpuz, buğday, mısır…, tohumlarını İsrail’den alıp, sonra mihbere çıkıp İsrail karşıtı vaaz vermek hangi kafaların milliyetçiliği?

Milliyetçiliğin mihrabı!

ABD, Asya, AB ülkelerinin atına binip, Bulgaristan’dan ot, Sırbistan’dan et alma durumuna düşmenin neresi milliyetçilik?
Ülke ormanlarını yerli işbirciler aracılığı ile yapancı sermayenin talanına açılmasına seyirci kalmak; bırakın milliyetçiliği hangi insanlığa sığar? Ülkenin ağaçlarının, hayvanlarının , bitkilerinin, börtü böceklerin yaşam alanlarını savunanlara “dış güçler kışkırtıyor, dış güçlerin ajanları” demek hangi aklın milliyetçi söylemi?
Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, Azerbeycan, Ermenistan’ın yoksul halkları akın akın Türkiye yoksul halklarının alamadıkları ürünleri salt para birimlerinin değerli olduğu için Türkiye’ye alışveriş yapmaya gelmeleri utanç değil midir?
Arap sermayesinin Edirne’den Kars’a ülkenin göz bebeği arazilerini almasını onaylamak hangi oyun kurucularının kurguladığı milliyetçilik? Emperyalistlerin yeraltı, yerüstü zenginliklerini, tarihi, kültürel mirasyarı talan etmelerini içine sindirerek Erciyes’te kurt uluşmalarının neresi milliyetçilik?
Türkiye’nin OSB’lerinde ( Organize Sanayi Bölgesi) Türk bayrağı her geçen gün kapatılan şirketlerden tek tek indirildi. Yerlerinde: İngiliz, ABD, AB, Rus, Fransız, İtalyan, Asya, Arap ülkeleri bayrakları dalgalanıyor. Sanayi, Tarım işletmeleri yabancı sermayenin eline geçiti. Türk bayrağı, sanayisi, tarımı yabancı sermayenin eline geçmiş şehirlerin, kasabaların en yüksek tepelerine çekildi. İşsiz, evsiz, eğitimini sürdüremeyen, mesleğini icra edemeyen, tarlasını işleyemeyen yoksul halklara üretim alanlarının çoğunluğu yabancı sermayenin eline , tüketici duruma düşürülen Türkiye halklarına vatan- millet savunması ajitasyonları çekiliyor.

Bu neyin gafleti?

Bu neyin teslimiyeti?

Tüm ülkeler için bayrak kutsaldır. Bayrağın nerede nasıl can pahasına dalgalandırılacağı yasalar ile belirlenmiştir. Aslı dalgalanması gereken alanlardan sökülüp dağlara, tepelere dikerek ülkenin milli değerlerinin yabancı sermayeye satılmasını kamufle eden söylemler Türkiye halklarının söylemleri olamaz.
Ülkenin doğasına, sanayisine, tarımına, hayvancılığına, suyuna, ormanına bakınız. Eğitim, sağlık, çalışma koşullarını, sosyal güvenliği sorgulayınız. Şimdi sıralayacağım işletmelerden tek tek Türk bayrağı söküldü. Yerinde yabanı sermaye ülkelerinin bayrakları dalgalanıyor. Şimdi elinizi vicdanınıza koyarak Türk bayrağının karşısına geçerek bayrağa saygınızı kendiniz sorgulayınız.
1-   Erkunt Traktör Hintli Mahindra firmasına satıldı.
2-   Namet Amerikalı Investcorp firmasına satıldı
3-   MNG Kargo, Dubaili Miragecargo BV’ye satıldı
4-   Yörsan Dubaili Abraaj Capital’e satıldı
6-   Mutlu Akü Hollanda kökenli Güney Afrikalı Metaır’e satıldı
7-   ABC kimya’yı İsviçreli Sika AG satın aldı
8-   Batıgrup Dental diş ürünleri İsviçreli Straumann Holdıng’e satıldı
9-   Toz metal Ticaret ve Sanayi A.Ş’yi İngilizler aldı.
10- Banvit Brezilyalıların oldu
11- Tekin Acar’ı Fransızlar aldı
12- Polisan’ı Japonlar aldı
13- Kuruyemişçi Peyman’ı Brıdgepoınt aldı
14- Japon Panasonic firması Viko’yu satın aldı
15- Hakan Plastik, İsviçre’ye satıldı
16- Sırma su, Fransız danone ile el sıkıştı
17- Baymak’ın yüzde 100’ü Hollandalı BDR’nin oldu
18- Yapı kredi sigorta 1.6 milyar liraya Alman Allianz’a satıldı
19- Yemeksepeti’ne Amerikalı ikinci yabancı ortak
20- Flormar Fransızlara satıldı
21- Denizbank Rusların oldu
22- TAV Fransızlara satıldı
23- Mustafa Nevzat 700 milyon dolara ABD’li Amgen’e satıldı
24- Koton’un yarısı Hollanda Nemo Apparel BV’ye satıldı
25- Finans Emeklilik Cıgna’ya satıldı
27- Hak Menkul Singapurluların oldu
28- İskenderun limanı’nın yüzde 20’si Fransız ve İtalyanlara satıldı
29- Mackolik İngilizlere satıldı
30- Polimer kauçuk ABD’lilerin oldu
31- Pronet İngilizlere satıldı
32- Telsim İngilizler’e satıldı
33- Araç muayene işi Almanlar’a satıldı
34- Başak Sigorta Fransızlar’a satıldı
35- Adabank Kuveytliler’e satıldı
36- Avea Lübnanlılar’a satıldı
37- Tekel’in İçki Bölümü Amerikalılar’a satıldı
38- Tekel’in Sigara Bölümü ABD ve İngilizler’e satıldı
39- Finansbank Yunanlılar’a satıldı
40- Oyakbank Hollandalılar’a satıldı
41- Türkiye Finans Kuveytliler’e satıldı
42- TEB Fransızlar’a satıldı
43- Cbank İsrailliler’e satıldı
44- MNG Bank Yunanlılar’a satıldı
45- Dışbank Hollandalılar’a satıldı
46- Yapı Kredi’nin yarısı İtalyanlar’a satıldı
47- Beymen’in yarısı ABD’lilere satıldı
48- Enerjisan’ın yarısı Avusturyalılar’a satıldı
49-Garanti Bankası’nın yarısı Amerikalılar’a satıldı
50- Eczacıbaşı İlaç Çekler’e satıldı
51- İzocam Fransızlar’a satıldı
52- Demir Döküm Almanlar’a satıldı
53- Döktaş Finli’ye satıldı
54- POAŞ Avusturyalılar’a satıldı
55- Migros İngiliz’e satıldı.
Milliyetçilik saldırganlık, milliyetçilik başka bir ırktan, başka bir ulustan, başka bir milliyetten üstün kimlik olma değil.
Kendi ülkesinde yabancı şirketlerin kapılarının önüne konulan çöp konteynerlerinden ekmek toplamayı kabullenme milliyetçilik olmaz!
Eşit gelir dağılımı, sosyal siyasal eşit haklar ile sosyal devlet olmadır.
Milliyetçilik: Üretimden kopup, tüketici Obalar kurmak değil. Körfez’de kümelenmiş Arap sermayesinden medet ummak hiç değildir?
Milliyetçilik: Soyut söylemler ile balon uçurmak değil, ekonomik ve siyasi bağımsız ülke olmaktır.
Millilik, safkan arayışı değil, milliyetlerin, ulusların, inançların, halkların kardeşliğini inşa ederek, farklılıklara hoşgörü göstererek birlikte yaşatmaktır.
Hadi hayırlısı….